Alternatif Tıp Haberleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alternatif Tıp Haberleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Aklınızı Ferah Tutmanın Lezzetli Yolu: Avokado

Avokado sağlıklı yağları içeren oldukça lezzetli ve yararlı bir meyvedir. Potasyum değeri yüksektir her zaman tazesini tüketin.

Yarısı kesilmiş ve kahverengiye dönen avokadoları yemeyin taze kesip taze tüketin. Parçalarını hava geçirmez plastik kaplara veya poşetlere koyabilirsiniz. Kükürt ve oksidasyon yayma ihtimaline karşı iyi dilimleyip iyi saklayın. Akıl sağlığı için bire bir olan avokado zihni temizler beyni güçlendirir. Birkaç tüyo ve avokado tarifini de sizlerle paylaşalım.

Krema, çikolata, incir, Hindistan cevizi, su, badem, keten tohumu yağı, avokado, kakao birleşimi harika bir karışımdır yaz aylarında ferahlatan bir lezzettir.

Avokadonun yanına yeşil sebzeler bitkiler ve meyveler çok yakışır. Bir ekmek dilimini kızartıp peynir ve yağ sürüp tüm bunları eklerseniz harika bir tostunuz olur.

Kereviz ve limon suyu dondurulmuş çilek kırmızı pancar suyu ile renklendirilmiş ve tatlandırılmış içeceğinize avokado ve buz katın alın size mis gibi bir bardak frozen.

Dondurulmuş muz mango yağsız yoğurt Hindistan cevizi suyu avokado ve bal karışımı da harika bir yaz içeceğidir.
Kaynak.haber7

Bugün Evde Sizi Neler Mutlu Edebilir?

Sıkışık bir otobüs ve trafik, yoğun ve yorucu sıkıcı bir iş günü veya zor sınavlar sizi tüm gün sıktı.

Eve gelip mutlu rahat ve huzurlu olmak hakkınız. Bugün evinizde mutlu olmanın yollarını bulun. Okula veya işe giderken daha eğlenceli yolları seçin. Farklı güzergahlar seçin bazı yerleri yürüyün doğa ortamı görebileceğiniz yerlere geziler düzenleyin. İnsanların yabancılarla iletişimi teması ve diyaloglarının daha kolay ve iyi geçmesi için iyi hissetmeleri ve ulaşımı akıllıca kullanmaları gerekiyor.

İnsanlar günlük yaşamlarında beklemekten yoruldu ve insan ilişkilerine tükenmiş olarak başlıyor. Bu da elbette sıkıntı veriyor verimi önlüyor. Trafiği mümkün olduğunca azaltın kısa ulaşım olanakları yaratın. Toplantı günü yetişme derdine düşmemek için oraya yakın bir yerde kalın. Sakin bir günde çıkıp keyif alarak bir yolculuk yapın ve rahatça gezin. Yakınlarınızla dertlerinizi paylaşın. Birlikte yolculuk ettiğiniz insanlarla trafik üzerine ortak sıkıntılarınızı paylaşın.
Kaynak.haber7

Bu Besinler Sperm Kalitesini Artırıyor

Sperm sayısının ve kalitesinin artması bebek sahibi olmak ve cinsel hayatı canlandırmak için mühim..

Hamile kalmak düşündüğünüz kadar kolay olmayabilir Sperm sayısı ve kalitesi de hamile kalmayı etkileyen en önemli faktörlerden biridir. İşte sperm kalitesini ve sayısını arttıran besinler...

1. Kuşkonmaz

Bu ufak yeşil sebze bol miktarda C vitamini içerir. C vitamini spermlerin oksitlenmesini engeller ve testislerdeki hücreleri korur. Ayrıca C vitamini serbest radikalleri engellediğinden vücudunuz hastalıklarla uğraşmak yerine sperm üretimine odaklanabilir.

2. Avokado

E ve B6 vitamini ile bol miktarda folik asit içeren avokado spermlerin yumurtaya nüfuz ederken daha güçlü olmasını sağlar.

3. Muz

Muzun içerisinde bulunan nadir bir enzim seks hormonlarını düzenler.Ayrıca B1, A ve C vitamini ihtiva ettiği için vücudun sperm üretmesini destekler.

4. Kırmızı et

Bol miktarda çinko içeren kırmızı et bu sayede spermlerin dayanıklılığını arttırır.

5. Siyah çikolata

Siyah çikolatanın sperm sayısını 2 katına çıkaran bir aminoasit içerdiği bilinmektedir. Her gün düzenli olarak az miktarda siyah çikolata yiyen erkeklerin daha güçlü orgazm yaşadığı da öne sürülmektedir.

6. Sarımsak

Sarımsak kan akışını hızlandırır. İçeriğindeki "allicin" maddesi cinsel organlara giden kan akışını da hızlandırır ve sperm kalitesini arttırır.

7. Ginseng

Ginsengin libidoyu, cinsel performansı ve testislere kan akışını desteklediği bilinmektedir. Sertleşme bozukluğu sorunu olan 45 erkek ile yapılan araştırmalarda, 16 hafta boyunca ginseng içeren beslenme sonucunda erkeklerin %60'ında sertleşme sorununun azaldığı gözlemlenmiştir.

8. İstiridye

İstiridyenin afrodizyak etkisi olduğu bilinmektedir. Çinko deposu bu deniz canlısı aynı zamanda sperm sayısını da arttırır. İstiridyenin sperm üretimini arttırırken spermdeki hasarı tedavi ettiği de bilinmektedir.

9. Nar

Süper yiyecekler arasında sayılan narın neredeyse her şeye iyi geldiğini biliyoruz. Peki, narın içerisindeki maddelerin spermleri güçlendirdiğini biliyor muydunuz?

10. Ceviz

Cevizin içerisindeki arganin maddesi sperm üretimini destekler ve semen hacmini de arttırır. Ayrıca Omega-3 deposu olan bu yiyecek penise kan akışını da hızlandırır.Kaynak.http://www.7gunsaglik.com

Gebelikte Bağışıklık İlacı Kullanmak Bebekte Enfeksiyon Riski Sebebi

Gebelikte anne ve bebekte ülseratif kolit oluşumunu engellemek adına otoimmün ilaçlar verilir.

Bu tedavi yeni doğan bebekte enfeksiyon kapma riskini artırabilir. Bu tedavide gebeye yapay antikor enjekte edilir. Bu tarz tedaviler otoimmün yani bağışıklıkla ilgili hastalıklarda güvenilir ve etkili bir yöntem olarak bilinir. Romatoid artrit, iltihaplı bağırsak hastalığı, Crohn hastalığı ve ülseratif kolit gibi hastalıklarda bu enjeksiyon tedavisi hekim tarafından gebeye uygulanır.

Bununla birlikte bu tedavi biçimi plasenta kordonu yoluyla fetüse yani bebeğe ulaşır. Bebekte enfeksiyonun yanı sıra radyasyon ile gelişen nötropeni sorunu da oluşabilir. Beyaz kan hücrelerinin sayısında azalma olarak bilinen nötropeni hastalığı bir bebeğe ağır gelebilir. Kaldı ki enfeksiyon dahi yeni doğanlarda ölüm sebebidir. Erken doğum, düşük, bebekte hastalık sakatlık gibi riskler adına gebelikte alınan ilaç ve tedaviler önemlidir.
Kaynak.7gunsaglik

Burun Akıntısı ve Nedenleri

Daha çok üst solunum yolu ile ilgili hastalıkların bir sonuç olarak burun mukozasının akması burun akıntısı olarak ifade edilir.

Burun Akıntısı Nedenleri Nelerdir?
Burun akıntısının en önde gelen nedenleri arasında nezle, saman nezlesi, müzmin nezle, alerjik burun iltihabı ve sinüzit gelmektedir. Bununla birlikte acı ve sıcak yiyecekler tüketmek, buruna bir şeyin kaçması gibi durumlar da burun akıntısına sebebiyet veren durumlar arasındadır. Ayrıca burun akıntısı, kızamık başlangıcında da görülebilmektedir.
Daha çok yetişkinlerde rastlanan, tek taraflı ve değişik kıvamlarda, genellikle sarı ve yeşil, renksiz ya da kanla karışık burun akıntıları sinüzitin habercisi olabilmektedir. Çocukların enfeksiyon kapma riski daha yüksek olduğu için onlarda burun akıntısı durumu daha sık gözlenmektedir.

Burun Akıntısı Tedavisi
Tedavide ilk olarak akıntıya neden olan durum araştırılır ve iyileştirilmesi sağlanır. Akıntının sebebi ortadan kaldırıldığında akıntı da kesilecektir.
Kaynak.7gunsaglik

Kanser Yayılımına Neden Olan Yeni Bir Mekanizma

Çocukluk döneminde hücreler ve organlar büyüme halindedir. Hücre göçü ileriki yaşlarda engellenemez ve devam eder.

Kanser hücreleri yetişkinlikte çok daha büyük oranda göç eder ve yayılır. Metastaz olarak bilinen bir süreçle kanser ölümleri %90 oranda gerçekleşir. Vücudun diğer bölgelerine de yayılır ve ikincil tümörlere neden olur. DENND2B adlı bir hücre Rab13 hücre göçünü başlatıyor. Yüksek dereceli kanser türlerinde genellikle beyin metastazı, özellikle epiteliyal kanserlerinde etkili oluyor.

Epitelyum doku iç ve dış vücut yüzeylerinde kaplama ve astar görevi görüyor. Bu dokuların hücre göçüyle bozulmasıyla beraber kanser hücreleri açığa çıkıyor. Epitelyum kanserler karsinom olarak da biliniyor ve özellikle göğüs, prostat, akciğer, kolon, yumurtalık, mesane kanserine yol açıyor. Kanser kök hücreleri tümörleri etkili hale getiriyor ve aktifleştiriyor. Bilim adamları yan etkileri daha az olan yeni kanser tedavi yöntemlerini araştırıyor.
Kaynak.7gunsaglik

Koşu Bandı Testi Yaşamsal Verileri Tahmin Ediyor

Egzersiz temelli skorlama içeren holter adlı koşu bandı testi kalp tansiyon için yapılır.

Uzun vadede yaşam süresi, ölüm riski, türlü sorunların tahminlerinde kullanılmaktadır. EKG sonuçları ile birleştirilip hastanın genel durumu yorumlanır.

Yaş, cinsiyet, spor yapma ve sağlık durumuna göre hastalar ayrılıp bu teste alınıyor. Bir süre boyunca bant üzerinde koşuluyor ve sonuçlar alınıyor. Basit bir formül ile uygulanan test sonucunu doktorunuz size bildiriyor ve gerekli adımları ve tedavi sürecini başlatıyor. Bir süre boyunca bant üzerinde koşuluyor ve sonuçlar alınıyor.

Basit bir formül ile uygulanan test sonucunu doktorunuz size bildiriyor ve gerekli adımları ve tedavi sürecini başlatıyor. Fiziksel efor testi kalp hastalığının ne durumda ilerlediğini ve yapılacakları bize bildiriyor. Egzersiz sırasında pik kalp hızı ve fitness seviyesi ölçülüyor. Dayanıklılık testi de denilebilir. En etkin hesaplama aracı olarak efor, holter ve ekg testleri önde geliyor. Kalbin ana damarları invaziv biçimde değerlendiriliyor.
Kaynak.7gunsaglik

Sağlık Deposu Soğanın Mucizevi Özellikleri

Hangi hastalıklara karşı iyi geliyor, ne gibi özellikleri ve faydaları var? İşte soğanın bilinmeyen yönleri..

Yeni kesilmiş soğanı arının soktuğu yere sürdüğünüzde ağrıyı alır ve şişmesini önler.

Hong Kong Üniversitesi'nden uzmanlara göre özellikle kırmızı soğan kötü kolesterolü düşürür. Bir adet çiğ soğanın yarısını her gün tüketen kişilerin iyi kolesterolünün %30 oranında artacağı söylenmektedir.

Soğanın içerisinde kanser, kalp rahatsızlıkları ve hatta Alzheimer'a iyi geldiği söylenen antioksidanlar bulunur.

Roma imparatoru Nero ve ABD başkanı George Washington'ın soğuk algınlığına karşı soğan tükettiği bilinmektedir.

Soğanın içerisinde bulunan yağın insulin gibi etki gösterdiği ve kan şekeri seviyesini düşürdüğü bilinmektedir.

Aynı orandaki soğan suyu ve elma sirkesi karıştırılarak oluşan tonik günde 2 defa cilde sürüldüğünde koyu renkli bölgelere iyi geldiği söylenmektedir. Bu ikili ciltteki pH dengesini sağlayarak renk farklılığına karşı etkilidir.

Soğanın içerisinde bronşit, diyabet, astım ve saman nezlesine iyi geldiği söylenen flavanoidler bulunur.

Soğanın düzenli kullanımının prostat kanseri riskini azalttığı söylenmektedir. Aynı etkinin mide ve göğüs kanseri için de geçerli olabileceği dile getiriliyor.Kaynak.http://www.7gunsaglik.com

Yeni Doğan Bebekte Görülen Refleksler ve Duyular

Refleksler
Yeni doğan bebeklerin refleksleri sağlam bebek muayenesinin bir parçasıdır. Bunların olmayışı bebekte ciddi sorunlar olduğunu gösterir. Aynı zamanda genellikle 4-6. aylarda kaybolmaları beklenir. Kaybolmamaları da önemli sorunların göstergesi olabilir.

Emme refleksi: Bebeğin dudaklarını hafifçe dokunulduğunda dokunulan cismi emmeye başlar.
Arama refleksi: Bebeğin yanağına hafifçe dokunulduğunda o tarafa başını çevirerek emmeye başlar.
Moro refleksi: Sırt üstü yatan bebeğin başı el desteği ile hafifçe yukarı kaldırılır ve birden bu destek çekilirse bebek kol ve bacaklarını kavuşturacak bir irkilme hareketi yapar. Aynı hareket ani gürültü ve sarsıntılarda da olur.
Yakalama refleksi:Bebeğin ayak tabanlarına veya avuç içlerine dokunulduğunda kavrama hareketi yapmasıdır.

Duyular
Görme duyusu: Yeni doğan bebek uzağı iyi göremez ancak 0.5-1 metre kadar çevresini net gördüğü bilinmektedir.
Işitme duyusu: Yeni doğan bebekler seslere karşı hassastırlar. Annesinin kalp sesini hatırlatan ritmik seslerden hoşlanırlar. Toplumda işitme bozukluğunun sık görülen bir problem olması nedeni ile son yıllarda her yeni doğan bebeğe işitme testi yapılması uygulaması yaygınlaşmaya başlamıştır.
Koku: koku alma duyusunun pek gelişmediğine inanılmaktadır.
Tat: Bebeğin tat alma duyusu oldukça gelişmiştir. Tatlı yiyeceklerden hoşlanır, ekşi, acı ve tuzluları istemezler.
Dokunma duyusu iyi gelişmiştir.
Ağrı duyusunun iyi gelişmediği sanılmaktadır.
Kaynak.7gunsaglik

Çocuklarda Obezite Hastalığı ve Çözüm Yolları

Her ne kadar geleneksel olarak şişman çocuk makbul sayılsa da artık şişmanlık şehir yaşamında bir halk sağlığı problemi olmaya başlamıştır.
Şekerli ve yağlı yiyecek tüketimi, hareketsiz yaşam, televizyon? bilgisayar önünde uzun süre oturma gibi nedenlerle şişmanlık çocuklarda giderek artmaktadır. Çocukken şişman olanların büyük bir ihtimalle şişman olacağı bilinmektedir. Şişmanlık ile kalp damar hastalıkları, hipertansiyon, şeker hastalığı gibi hastalıkların ilişkisi bilinmektedir.
Anne ve babalar içgüdüsel olarak çocukları çok yemek yedirmeye eğilimlidirler. Fakat zayıflık kadar şişmanlığın da kötü bir şey olduğu bilincine varırlarsa az yemek kadar çok yemeye de duyarlı olurlar.

Ailelere aşağıdaki önerilerde bulunmak gerekir:
-Şekerli yiyecekleri ödül olarak vermeyin.
-Bebek doğduğunda kafasını çevirecektir, son bir iki kaşık daha diye ağzına tıkıştırmayın.
-Günde 1 2 saat açık havada yürüme, koşma, okula yürüyerek gitmek gibi aktivite sağlayın.
-Hamburger, pizza, hamur işleri, pide, lahmacun gibi yiyecekleri haftada bir ile sınırlayın.
-Gofret, çikolata, kola, jelibon gibi şekerli yiyecekleri tamamen kesmeniz aşırı istek yaratır. Günde 1 tane ile sınırlayın.
-Televizyon ve bilgisayar oyunu saatlerini sınırlandırın. Bunların yerine dans, yürüyüş spor gibi başka seçenekler sunun.
-Obezite için kritik yaşlara dikkat edin. Bunlar: ilk 1 yaş, 5 yaş ve ergenliktir.

Doktor çocuğun şişman olduğunu söylüyorsa bu da bir hastalık olarak ele alınarak diyet ve egzersiz programı uygulanmalıdır. Çünkü:
-Şişman çocuklarda ergenlik erken olur.
-Ergenlik yaşında ciddi psikolojik sorunlar yaşarlar.
-Aşırı şişman çocuklarda solunum yetersizliği gibi ciddi durumlar oluşabilir.
Kaynak.7gunsaglik

Fenilketonüri Nedir, Kimlerde Görülür?

Türkiyede ortalama olarak her 3000 bebekte bir görülen kalıtsal bir hastalıktır.
Ileri derecede zeka geriliği yapar. Bebek doğduğunda bulgu vermez. 3 4 aylıkken anneyi tanımama, başını tutamama gibi gelişim basamaklarında gecikme ile ortaya çıkar. Ne kadar erken şüphe edilirse tanı ve tedavi o kadar erken olacağından çocuğu yakından izlemek gerekir. Doktora başvurma geciktikçe kalıcı zeka geriliği ihtimali artar. Zeka geriliği doğuştan gelen bir enzim eksikliğinin fenilalanin adlı proteinin vücutta yıkılmasını sağlayamaması ve bunun birikerek beyin hasarı oluşturması sonucunda oluşur. Tanı konduğunda bebek fenilalaninsiz özel bir mama ile büyütülür ve normal bir zekada olur. Tanı konduğunda oluşan beyin hasarı geri dönmez. Bu nedenle ilk haftada yapılan Gurthrie tarama testi ile tespit edilmesi çok önemlidir. Bebek doğduktan sonra 2-7. günlerde özel bir kâğıt üzerinde alınan kan büyük merkezlere posta yolu ile bile ulaştırılabilir. Türkiye’de artık bütün sağlık kuruluşlarında bu testi yaptırmak mümkündür.
Genetik olarak anne ve babanın taşıyıcı olması ile ortaya çıkar. Taşıyıcı anne ve babanın çocuklarında yüzde 25 oranında hasta, yüzde 25 oranında sağlam, yüzde 50 oranında taşıyıcı bebek doğar. Her doğan çocuk için bu risk aynıdır. Yani bir ailenin 4 çocuğu varsa bunların biri hasta, biri sağlam diğerleri taşıyıcı olacak anlamında bir şey yoktur. Bütün çocuklar tesadüfen hasta veya sağlam olabilir. Bu nedenle daha önce fenilketonürili çocuğu olan annenin sonraki gebeliğin de anne karnından su alınarak bakılması şarttır. Kız ve erkeklerde aynı oranda görülür.
Taşıyıcıların herhangi bir bilgisi yoktur. Kendisi gibi taşıyıcı biriyle evlenmedikçe sorun olmaz.
Kaynak.7gunsaglik

Erkek Doğurganlığına Zarar Veren Yiyecekler

Erkeklerin doğurganlık özelliği kısırlık sorunuyla gölgelenir.

Sıkı iç çamaşırı ve alt giysiler, stresli ve bol alkollü biz hayat düzensiz olan yaşam biçimleri erkeklerde kısırlık sebebidir. Sperm sayısı ve kalitesi azaldığında baba olma şansı azalır ve spermlerin hareket etme kapasitesi şekli dokusu ilerleyebilme dölleyebilme yetenekleri aslında beslenme ile orantılıdır.

Yani erkeklerde beslenme alışkanlıkları spermleri doğrudan etkiler ve çocuk sahibi olmalarını etkiler. Peki hangi besinleri tüketince erkeklerde kısırlık görülebilir?

İşlenmiş et, hamburger, sosis, sucuk, pastırma, salam. Tam yağlı süt peynir yoğurtta pestisit oranı kimyasal oranı yüksek ise spermlere zarar verebilir. Pestisit mikropları elma, çilek, üzüm, kereviz , şeftali, ıspanak, tatlı biber, nektarin (ithal), salatalık, ve kiraz domateste de bulunabilir. Alkol, soda gibi şeyler aşırıya kaçırılmamalıdır. Aşırı alkol spermleri öldürür.Kaynak.7gunsaglik

Sağlıklı Ekmek Nasıl Olmalı?

Her öğünde mutlaka tüketilen ve yoğun bir E vitamini içeren ekmek hayatımızda çok önemli bir yere sahiptir. Bu anlamda E vitamini içeren haplar kullanmaktansa tam buğday ürünü ekmek tüketmek daha mantıklı olacaktır. Ancak ne yazık ki her ekmek sağlıklı değildir.

Peki sağlıklı ekmek seçiminde dikkat etmemiz gereken hususlar nelerdir ?
-Öncelikle seçtiğiniz ekmeğin ağırlığı ile boyu orantılı olmalıdır. Ekmek ağırlığının, boyunun 3 katı olması ekmekteki kimyasal oranının yüksek olduğu anlamına gelmektedir.
-Ekmek iyi pişmiş ve yanmamış olmalı, ezik ve kirli ekmek almamaya dikkat edilmelidir.
-Bembeyaz kabarmış ekmek insan sağlığı için zararlıdır. Çünkü ekmeği tam beyaz hale gelmesi için içerisine beyazlatıcı maddeler katılmaktadır. Bu nedenle bu ekmeklerden kesinlikle uzak durulmalı ve tam buğday unu ile üretilmiş ekmek satın alınmalıdır.

Tam buğday unu ile üretilen ekmekler;
-Özellikle bazı B grubu vitaminleri posa ve mineraller yönünden zengindir.
-İçeriğinde barındırdığı biyoaktif bileşenler sayesinde besleyici değeri yüksek olmaktadır.
-Bireye az miktarda tokluk hissi verir ve daha çok enerji depolamasını sağlar.
-Bireyde kanser, hipertansiyon ve kalp damar hastalıkları önemli sağlık sorunlarının oluşumunu önler.
Kaynak.7gunsaglik

Nüfus Artışı Halk Sağlığını Olumsuz Etkiliyor

Araştırmalara göre 2011 yılında gezegenimizde milyarlarca insan olacak ve yoğun nüfus halkın genel sağlığında felaketlere yol açacak.

Çevrede yer alan ekstra her insan bedeni diğerleri için bir dezavantaj. Aşırı nüfus artışı bilinçsiz çoğalan toplumlarda bu gibi felaketlere yol açıyor. Aile planlaması burada önem taşıyor. Ebola virüsü gibi halkı etkileyen genel sağlık sorunları aşırı nüfuslu yerlerde daha etkili oluyor.

Modern dünya düzeninde tüm ülkeler için geçerli olan bu genel sağlık tehdidi herkes için geçerli. Washington üniversitesi demografi bilimi uzmanları da konuyla ilgili araştırmalar yapmıştır. Modern dünya ülkelerinde bilinçli aile planlaması yapılmalı ve yoğun nüfus artışı önlenmeli. Ebola virüsü gibi halkı etkileyen genel sağlık sorunları aşırı nüfuslu yerlerde daha etkili oluyor.

Aksi halde birçok salgın hastalık virüsler kolayca yayılır. Aç, fakir ve az gelişmiş ülkelerde örneğin Afrika ülkelerinde aksine üremeye önem veriliyor ve nüfus oldukça kalabalık bu nedenle sağlık felaketleri yaşanıyor. Kronik soğuk algınlığı, ateş, yorgunluk, solunum yolları hastalıkları, viral hastalıklar bu nedenle artmakta. Kaynak.7gunsaglik

Diyabetle Savaşan Potansiyel Etkili Otlar ve Bitkiler

Her toplumda %8 oranında kişiyi etkileyen diyabet hastalığı oldukça zorludur maliyetlidir ve genelde tip 2 şeklinde görülür.

Diyet değişiklikleri, fiziksel aktivite ve hastalık kontrolü ile kan şekeri seviyeleri dengelenebilir. Glikoz değerlerini insülin düzeyini kısacası diyabeti kontrol altında tutmak için mutfaktan yararlanabiliriz. Mercanköşkü, biberiye, kekik ve sera bitkilerinden yardım alın.

İnsülin salgılanmasında rol oynayan otları bilin. DPP-IV ve PTP1B adlı maddeler ile insülin salgılanması dengelenir. Bu enzimler şeker hastalığını yöneten ilaçlar gibidir. Ayrıca polifenol ve flavonoidler içeren sera etkili bitkiler inhibe enzimleridir. Biberiye, mercanköşkü ve kekik türleri şeker hastalığına karşı iyi gelir.
Kaynak.7gunsaglik

Doğal Detoks Gücü Veren Besinler

Zararlı maddeleri temizleyen detoks görevi gören besinleri inceleyelim. Karaciğer, böbrekler ve bağırsaklar gibi organları temizler zararlı toksinlerden arındırır.

Enginar. Kuşkonmaz gibi sebzeler probiyotik yönünden zengindir. Barsaklarda iyi bakterileri korur organların yükünü azaltır. Bağışıklığı teşvik eder metabolizmayı canlandırır.

Lahana. Brokoli karnabahar lif oranı yüksektir. Bağırsak böbrek karaciğer sağlığını olumlu etkiler. Toksinleri atar organ sağlığını destekler düzenli sindirimi sağlar.

Portakal. Antioksidan ve C vitamini deposudur. Glutatyon karaciğer detoksu için iyidir. Karaciğer fonksiyonlarını geliştirir.

Yumurta sistein içerir yorgunluk ve ayılmaya iyi gelir. Alkol metabolizmasını çürütür kendinize getirir. Toksik yıkıcı özellikler taşır.

Patates ve mercimek içerdikleri yüksek oranda vitamin ve besin değerleri ile hücre fonksiyonu sindirim metabolizma için bire birdir.



Yulaf gıda emilim hızını yavaşlatır. Bakterileri dengeler karaciğeri korur. Yoğurt ise probiyotiktir kan şekerini dengeler vücudu temizler.
Kaynak.7gunsaglik

Balık Yağı Beyin Gücünü Destekliyor

Depresyon, ülser, diyabet ve daha birçok durumun etkilerini azaltmada yardımcı olan balık yağı beyni destekliyor.

Doğurganlık, kalp sağlığı ve kilo kaybı sağlamanın yanı sıra cilt ve saçlar için iksir gibidir. Ayrıca Alzheimer gibi beyin hastalıklarını önler. Günlük olarak alınan balık yağı takviyeleri ve gerçek balıktan alınan balık yağı ile enerjiniz yüksek olacak. Unutkanlığa ve odaklanmaya öğrenmeye iyi geliyor. Hafıza bellek ve beyin yetenekleri eşleştirilince de balık yağının mucizesi ortaya çıkar.

Yaşlılıkta görülecek sorunlar önlenmiş oluyor. Beynin serebral korteks ve hipokampus gibi hafıza alanları destekleniyor. Nöropsikolojik testler ve MR görüntüleme testleri ile durum kanıtlanmıştır. Bilişsel bozukluk, hafıza sorunları, Alzheimer, demans gibi sorunlar önlenebiliyor. Balık yağı en çok somon kılıç balığı alabalık sarı tuna uskumru gibi soğuk su balıklarında bulunur. Omega 3 yağ asitleri bakımından zengindir. Günde yeteri kadar balık yağı alınmalı haftada 2-3 kez yenmelidir.
Kaynak.7gunsaglik

Kahve İçmek Göz Sağlığına Da İyi Geliyor

Uzmanlara göre kahve tüketmenin bir yararı daha ortaya çıktı. Glokom gibi göz rahatsızlıklarına iyi geliyor mu?

ABD'deki Cornell Üniversitesi'nden bilim adamlarının fareler üzerinde yaptığı araştırma, kahvede büyük oranda bulunan klorojenik asit adlı maddenin görme yeteneğindeki azalmayı önlendiğini ortaya koydu.

Araştırma, saf kahvede yüzde 7-9 oranında bulunan antioksidan özelliğine sahip bu maddenin ayrıca, glokom, yaşlanma ve diyabet sonucu retinada meydana gelen bozulmaya bağlı oluşan körlüklere de mani olabileceğini gösterdi.

KLOROJENİK ASİT GÖZLERİ KORUYOR

Araştırmada farelerin gözlerine oksidatif stres ve retinada bozulmaya yol açan serbest radikallerin oluşmasına neden olan nitrik oksit maddesi uygulayan bilim adamları, bu durumun retinada bozulmaya neden olduğunu gözlemledi. Ancak, bu işlemden önce gözlerine klorojenik asit uygulanan farelerin retinalarındaysa hasar meydana gelmediği belirlendi.

Klorojenik asit ve buna bağlı ara ürünlerin insan sindirim sisteminde özümsendiğinin bilindiğini belirten araştırmacılar, kahve içmenin, bu maddenin kan retina bariyeri adlı tabakaya geçmesini kolaylaştırdığının kanıtlanması yönünde çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti. Araştırmacılar, kahve içmenin klorojenik asitin doğrudan retinayı iletilmesinde etkili olduğunun kanıtlanması halinde doktorların retinadaki hasarı önlemek için hastalarına uygun şekilde kahve hazırlamalarını tavsiye edebileceklerine dikkati çekti.

 İŞTE KAHVENİN DİĞER FAYDALARI, TIKLAYIN

Profesör Chang Y. Lee başkanlığında yapılan araştırma, Journal of Agricultural and Food Chemistry adlı bilimsel dergi ve Cornell Üniversitesi'nin internet sayfasında bilim dünyasına tanıtıldı.

ANTİOKSİDANLAR YAŞLANMAYI ÖNLÜYOR

Göz küresinin iç yüzeyini kaplayan, ince, yarı saydam bir zar olan retina, içinde ışığa duyarlı milyonlarca hücre ve görsel bilgiyi alma ve düzenleme işlevi gören diğer sinir hücrelerini barındıran gözdeki hayati öneme sahip bir tabaka . Retinanın, metabolik olarak son derece faal dokulara sahip olması nedeniyle yüksek seviyelerde oksijene ihtiyaç duyması, bu zardaki serbest radikaller ve antioksidan savunma hatları arasındaki dengenin bozulması olarak tanımlanan oksidatif strese yol açıyor. Retinanın oksijensiz kalması ve serbest radikallerin üretilmesi doku hasarı ve görme kaybının başlıca nedenlerini oluşturuyor.

Vücuttaki hücreleri parçalayarak hücresel düzeyde büyük değişimlere ve zararlara yol açan saldırgan moleküler yapılara, serbest radikaller adı veriliyor. Antioksidanlarsa vücutta, yıpranmaya bağlı olarak ortaya çıkan yaşlanma, saçların ağarması, kemiklerin sararması, derinin buruşması, kalp rahatsızlıklarının ortaya çıkması gibi zarar verici etkileri olan serbest radikallere karşı vücuttaki ilk savunma hattını oluşturması nedeniyle sağlık açısından büyük önem taşıyor.Kaynak.http://www.7gunsaglik.com