Gripten korunmak için en etkili yöntem aşı olmaktır. Risk grubundaki kişilerin aşı olması gerekir
Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, gripten korunmak için alınacak bazı kişisel önlemler olduğuna işaret ederek, "Bunlardan biri de hasta kişilerle mümkün olduğu kadar temas etmemektir. Bir metre mesafe çok kritik bir mesafedir. Hasta kişiye 1 metreden fazla yaklaşmak virüs bulaşma riskini artırır" dedi.
Prof. Dr. Ceyhan, dünyada her yıl yaklaşık 500 bin kişinin gripten öldüğüne dikkati çekti. Gribin ölüme yol açabilen önemli bir bulaşıcı hastalık olduğunu vurgulayan Ceyhan, hastalığın önemli olmasının alınacak koruyucu tedbirleri de önemli kıldığını belirtti.
Gribe yol açan çok sayıda virüs olduğunu anlatan Ceyhan, halk arasında "domuz gribi" olarak bilinen A/H1N1 virüsünün artık domuzlardan insanlara bulaşmadığını, diğer grip virüsleri gibi insandan insana bulaştığı için "domuz gribi" denmesinin bir anlamı bulunmadığını söyledi.
A/H1N1 virüsünde de diğer grip virüslerindeki gibi insanların genel anlamda korunmak için bazı önlemler alması gerektiğini dile getiren Ceyhan, en önemli tedbirin el yıkamak olduğunun altını çizdi.
Virüslerin temasla ve hava yoluyla geçtiğini bildiren Ceyhan, şöyle devam etti:
"Toplu alanlarda bulunmak zorundayız, alışveriş merkezleri, metro, otobüs gibi. Gripli bir kişi eline hapşırdığında, eliyle bir objeyi tuttuğunda ve biz de aynı objeyi tutup elimizi ağzımıza ya da gözümüze sürdüğümüzde grip virüsü bize de bulaşmış oluyor. Bu yüzden el temizliğimize özen göstermeliyiz. Şüphe duyduğumuz her durumda elimizi sabunla yıkamalıyız. Her durumda elimizi yıkama imkanı bulamayız. O zaman yanımızda küçük sıvı el dezenfeksiyonları taşımalıyız. Burada dikkat etmemiz gereken husus, bu dezenfeksiyonlardaki alkol oranının yüzde 60'ın üzerinde olması. Islak mendillerde alkol olmadığı için ya da alkol oranı çok düşük olduğu için dezenfekte edici özellik bulunmamaktadır."
"1 metre kritik mesafe"
Prof. Dr. Ceyhan, gripli kişilerle temastan kaçınılması gerektiğine işaret ederek, "Gripten korunmak için alınacak bazı kişisel önlemler vardır. Bunlardan biri de hasta kişilerle mümkün olduğu kadar temas etmemektir. Bir metre mesafe çok kritik bir mesafedir. Hasta kişiye 1 metreden fazla yaklaşmak virüs bulaşma riskini artırır" diye konuştu.
Hasta kişiler hapşırdığında ya da öksürdüğünde havaya yayılan partiküllerin teneffüs edilmesi durumunda da gribe yakalanılacağını anlatan Ceyhan, şunları kaydetti:
"Gribe soğuk havanın yol açtığı gibi bir algı var. Gribe yol açan virüsler soğuk ortamda daha uzun yaşayabiliyor. Soğuk havalarda kapalı, havalandırılmamış ortamlarda daha uzun kalıyoruz. Bu yüzden grip soğuk havalarda daha çok yayılıyor. Solunum yoluyla sadece grip değil, tonsilit, sinüzit, kulak iltihabı gibi hastalıklar da insandan insana geçiyor. Gripten korunmak için mümkün olduğu kadar hasta insanın bulunduğu ortama girmekten kaçınmak lazım. Toplumumuzda selamlaşırken tokalaşmak, sarılmak, yanak yanağa öpüşmek alışkanlığı var. Bu, gribe yakalanma riskini artırdığı için hasta olduğunu düşündüğünüz kişilerle mümkün olduğu kadar mesafeli selamlaşmak gerekir. Genellikle insanlar ellerine hapşırdıkları için tokalaşmışsak ellerimizi yıkamalı ya da dezenfektanla silmeliyiz."
En etkili yöntem aşı olmak
Gripten korunmak için hapşırırken ya da öksürürken avuç içine değil kol içi ya da mendil kullanılmasının alışkanlık haline getirilmesi gerektiğini belirten Ceyhan, hasta kişilerin evlerinde istirahat etmeleri, toplumdan uzaklaştırılmaları için çalışıyorlarsa rapor verilmesi gerektiğini vurguladı.
Ceyhan, "65 yaş ve üzerindekiler, kronik kalp ve akciğer hastalığı olan yetişkinler ve çocuklar, böbrek hastalığı olanlar, şeker hastalığı olanlar, sağlık personeli ve hastane çalışanları, okul, fabrika gibi topluluklarda, bakımevlerinde kalan ve sürekli hastalığı olanların grip aşısı yaptırması lazım. Gripten korunmak için en etkili yöntem aşı olmaktır. Risk grubundaki kişilerin aşı olması gerekir" ifadelerini kullandı.
Kaynak : AA
Kaynak.haber7
Gribal Enfeksiyon Haberleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gribal Enfeksiyon Haberleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sinüzit Nedir, Nasıl Oluşur?
Şakaklarda, alında, burnun her iki tarafında ve çenede yer alan kemik boşlukları sinüs olarak adlandırılmaktadır. Bruno açılan mukozanın (burun sıvısı) iltihaplanmasına sinüzit adı vermektedir.
Sinüzit akut ve kronik olmak üzere iki çeşittir ve nedenleti de çeşitlerine göre değişiklik arzetmektedir.
Akut sinüzit daha çok solunum yolu solunum yolu enfeksiyonu neticesinde meydana gelmektedir. Sinüs ve burunda meydana gelen şişlikler, mukozanın sinüslerde burun akışını engelleyerek sinüs içerisinde birikir ve buna bağlı olarak bakteri oluşumuna ve iltihaplanmaya neden olur.
Kronik sinüzite neden olan etkenler ise burundaki şekil bozuklukları, kalıtsal hastalıklar, geniz eti ve alerji gibi durumlardır.
Belirtileri
Sinüzit hastalığının genel belirtileri arasında burun akıntısı,sarı-yeşil renkte olması, burun tıkanıklığı, ateş, baş ağrısı, yüzde ve daha çok burun üst kısmı ile gözler arasında ağrı, halsizlik yer almaktadır.
Tedavisi
Akut sinüzitte genellikle ilaç tedavisi uygulanırken, kronik sinüzitte ise genel olarak cerrahi müdahale gerekmektedir.
Kaynak.7gunsaglik
Sinüzit akut ve kronik olmak üzere iki çeşittir ve nedenleti de çeşitlerine göre değişiklik arzetmektedir.
Akut sinüzit daha çok solunum yolu solunum yolu enfeksiyonu neticesinde meydana gelmektedir. Sinüs ve burunda meydana gelen şişlikler, mukozanın sinüslerde burun akışını engelleyerek sinüs içerisinde birikir ve buna bağlı olarak bakteri oluşumuna ve iltihaplanmaya neden olur.
Kronik sinüzite neden olan etkenler ise burundaki şekil bozuklukları, kalıtsal hastalıklar, geniz eti ve alerji gibi durumlardır.
Belirtileri
Sinüzit hastalığının genel belirtileri arasında burun akıntısı,sarı-yeşil renkte olması, burun tıkanıklığı, ateş, baş ağrısı, yüzde ve daha çok burun üst kısmı ile gözler arasında ağrı, halsizlik yer almaktadır.
Tedavisi
Akut sinüzitte genellikle ilaç tedavisi uygulanırken, kronik sinüzitte ise genel olarak cerrahi müdahale gerekmektedir.
Kaynak.7gunsaglik
Gebelikte Grip Olmanın Anne ve Bebek Üzerindeki
Gebelik döneminde kadınların bağışıklık sistemleri çok daha hassas ve korunmasızdır.
Zayıf düşen bünyeleri kolayca grip gibi viral hastalıklara yakalanabilir. Son dönemlerde salgın halinde yayılan grip vakaları da gebeleri bir hayli korkutuyor. Kadın doğum uzmanları anne adaylarını uyarıyor. Enfeksiyon ve komplikasyonlar açısından kendinize çok daha fazla özen göstermelisiniz. Hastalık riski olan ortamlarda bulunmamalı bu kişilerle temas etmemelisiniz.
Kapalı ortamlarda çok fazla kalınmamalıdır. Bulunulan ortamların çok iyi havalandırılmış olması gerekmektedir. Bilinen grip belirtileriniz hamilelikte ortaya çıkarsa hemen bir doktora gitmelisiniz. Gebelikte grip olmak eğer ileri seviyelere giderse zatürreye dönebilir. Bu da çok korkulan anne ve bebek ölümlerine sebep olabilir. Hafif ilaçlar verilebilir, beslenmeye dikkat edilir, bol su içilir.
İstirahat etmek ve beklemek gerekir. Birkaç gün düzelme görülmez ve ateş de yükselirse hemen doktora gidilmelidir. Sağlıklı beslenmeli, çok fazla temas halinde olmamalı ve temiz hava almalısınız. Hamilelikte istenmeyen durumları önlemek ve sağlıklı bir 8 ay geçirip bebeğinizi kucağınıza almak istiyorsanız bu önerilere kulak verin.
Kaynak.7gunsaglik
Zayıf düşen bünyeleri kolayca grip gibi viral hastalıklara yakalanabilir. Son dönemlerde salgın halinde yayılan grip vakaları da gebeleri bir hayli korkutuyor. Kadın doğum uzmanları anne adaylarını uyarıyor. Enfeksiyon ve komplikasyonlar açısından kendinize çok daha fazla özen göstermelisiniz. Hastalık riski olan ortamlarda bulunmamalı bu kişilerle temas etmemelisiniz.
Kapalı ortamlarda çok fazla kalınmamalıdır. Bulunulan ortamların çok iyi havalandırılmış olması gerekmektedir. Bilinen grip belirtileriniz hamilelikte ortaya çıkarsa hemen bir doktora gitmelisiniz. Gebelikte grip olmak eğer ileri seviyelere giderse zatürreye dönebilir. Bu da çok korkulan anne ve bebek ölümlerine sebep olabilir. Hafif ilaçlar verilebilir, beslenmeye dikkat edilir, bol su içilir.
İstirahat etmek ve beklemek gerekir. Birkaç gün düzelme görülmez ve ateş de yükselirse hemen doktora gidilmelidir. Sağlıklı beslenmeli, çok fazla temas halinde olmamalı ve temiz hava almalısınız. Hamilelikte istenmeyen durumları önlemek ve sağlıklı bir 8 ay geçirip bebeğinizi kucağınıza almak istiyorsanız bu önerilere kulak verin.
Kaynak.7gunsaglik
Öksürüğe Karşı Evde Yapılabilecek Bitkisel
Öksürük soğuyan havalarla beraber bizleri bulan çok rahatsız edici bir durumdur.
Genellikle soğuk algınlığından kaynaklanmaktadır. Soğuk algınlığından dolayı kaynaklanan öksürük durumlarında, antibiyotik kullanımından kaçınmak için evde bitkilerle neler yapılabileceği konusunda birkaç fikir vermek gerekirse;
1 adet elmanın kabukları ve birkaç elma çekirdeği, bir tutam ıhlamur, 2 adet karanfil, bir dilim limon ve 1 tarçın kabuğu sayesinde öksürüğe fayda sağlamak amacıyla özel bir formül hazırlanabilir. Tüm malzemeleri bir kaba aldıktan sonra üstü su basacak şekilde 5dk kaynattıktan sonra içerisine 1 yemek kaşığı bal ilave edilerek içilebilir. Evde yapılabilecek öksürüğe iyi gelen karışımlar arasında bal ve zencefil formülü pekçok kişi tarafından bilinmektedir. 1yemek kaşığı kadar balın içerisine yine 1 yemek kaşığı toz zencefil ilave edilerek, macun kıvamına gelinceye kadar uzun süre karıştırılarak şifalı bir öksürük ilacı durumuna getirilebilir. Sabah akşam düzenli olarak uygulandığında birkaç gün içerisinde öksürüğün kesildiği görülecektir. Öksürük ve boğaz ağrılarını yok eden diğer bir formül ise 1 çay bardağı dut ekmezi ve 1 yemek kaşığı karabiber karışımıdır. Günde 1 kez içilen bu karışım sayesinde 2 gün içerisinde öksürük ortadan kalkacaktır.
Kaynak.7gunsaglik
Genellikle soğuk algınlığından kaynaklanmaktadır. Soğuk algınlığından dolayı kaynaklanan öksürük durumlarında, antibiyotik kullanımından kaçınmak için evde bitkilerle neler yapılabileceği konusunda birkaç fikir vermek gerekirse;
1 adet elmanın kabukları ve birkaç elma çekirdeği, bir tutam ıhlamur, 2 adet karanfil, bir dilim limon ve 1 tarçın kabuğu sayesinde öksürüğe fayda sağlamak amacıyla özel bir formül hazırlanabilir. Tüm malzemeleri bir kaba aldıktan sonra üstü su basacak şekilde 5dk kaynattıktan sonra içerisine 1 yemek kaşığı bal ilave edilerek içilebilir. Evde yapılabilecek öksürüğe iyi gelen karışımlar arasında bal ve zencefil formülü pekçok kişi tarafından bilinmektedir. 1yemek kaşığı kadar balın içerisine yine 1 yemek kaşığı toz zencefil ilave edilerek, macun kıvamına gelinceye kadar uzun süre karıştırılarak şifalı bir öksürük ilacı durumuna getirilebilir. Sabah akşam düzenli olarak uygulandığında birkaç gün içerisinde öksürüğün kesildiği görülecektir. Öksürük ve boğaz ağrılarını yok eden diğer bir formül ise 1 çay bardağı dut ekmezi ve 1 yemek kaşığı karabiber karışımıdır. Günde 1 kez içilen bu karışım sayesinde 2 gün içerisinde öksürük ortadan kalkacaktır.
Kaynak.7gunsaglik
Soğuk Algınlığı Astım Ataklarının Sebebi mi?
Dünya sağlık örgütü verilerine göre soğuk algınlığı astım hastalığında atakları tetikliyor. %80 ila %90 oranında bu riski artırdığı belirtiliyor.
Rhin virüsleri bu ataklarla ilgili solunum yolu enfeksiyonlarından kaynaklanıyor. Potansiyel hastalık şiddeti ve var oluşu solunum yolu hastalıkları ile ilişkili. Bu da tip 2 bağışıklık olarak biliniyor.
Enfeksiyon solunum yolunda tıkanıklığa ve mukus üretiminde dengesizliğe yol açıyor. Tipik astım krizleri grip gibi hastalık durumlarında daha şiddetli ve yoğun olarak yaşanıyor. Londra tıbbi araştırma konseyi ve sağlık tarama birimlerinin araştırmalarında göre astım hastalarının akciğerlerinden alınan ve sağlıklı kişilerden alınan hücre örnekleri incelenmiştir.
IL-25 sitokin adlı virüs astım ve grip olanlarda 10 kez daha fazla üretilmiştir. Yani astım atakları ve riski soğuk algınlıklarında 10 kat daha tehlikeli ve olası. Fareler üzerinde akciğer hücre ve sitokin taramaları ve deneyleri yapılmış ve durum sabitlenmiştir. Yaşamı tehdit eden bu hastalıklardan iyi korunmalı ve tedavi sürecini izlemeliyiz.
Kaynak.7gunsaglik
Rhin virüsleri bu ataklarla ilgili solunum yolu enfeksiyonlarından kaynaklanıyor. Potansiyel hastalık şiddeti ve var oluşu solunum yolu hastalıkları ile ilişkili. Bu da tip 2 bağışıklık olarak biliniyor.
Enfeksiyon solunum yolunda tıkanıklığa ve mukus üretiminde dengesizliğe yol açıyor. Tipik astım krizleri grip gibi hastalık durumlarında daha şiddetli ve yoğun olarak yaşanıyor. Londra tıbbi araştırma konseyi ve sağlık tarama birimlerinin araştırmalarında göre astım hastalarının akciğerlerinden alınan ve sağlıklı kişilerden alınan hücre örnekleri incelenmiştir.
IL-25 sitokin adlı virüs astım ve grip olanlarda 10 kez daha fazla üretilmiştir. Yani astım atakları ve riski soğuk algınlıklarında 10 kat daha tehlikeli ve olası. Fareler üzerinde akciğer hücre ve sitokin taramaları ve deneyleri yapılmış ve durum sabitlenmiştir. Yaşamı tehdit eden bu hastalıklardan iyi korunmalı ve tedavi sürecini izlemeliyiz.
Kaynak.7gunsaglik
Mevsim Geçişlerinde Dikkat Edilmesi Gerekenler
Yaz mevsiminden sonbahar mevsimine girmiş olduğumuz bu günlerde mevsimler arası geçişlerde sağlığımız açısından dikkatli davranarak gerekli önlemleri almalıyız. Aksi halde soğuk algınlığı, grip, nezle ve çeşitli enfeksiyonlara maruz kalarak sağlık açısından zor ve sancılı günler geçirebiliriz.
Mevsim geçişlerinde dikkat etmememiz gerekenler;
Mevsimsel geçişlerde hastalıklara davetiye çıkartan sıcak- soğuk değişimlerine karşı dayanıklı, kalın bir kılık kıyafet tercihi yaparak değişimlerden etkilenmemek ilk yapmamız gerekendir.
Yaklaşan soğuk havalar ile vücudun savunma direnci düşerek gribal enfeksiyon hastalıkları bizleri yakalamaktadır. Kronik olarak kalp, damar, tansiyon ve şeker hastalarında gribal enfeksiyonlar çok daha hızlı ilerlemektedir. Bu nedenle kronik hastalığı olanlar mevsim geçişleri için alarma geçmelidirler.
Sıcak havalardan ani olarak soğuk havaya girmek kişilerin psikolojik ve ruhsal hallerini de olumsuz yönde etkilemektedir. Özellikle yoğun uyku hali, stres ve yorgunluk mevsimsel geçişlerde çok sık rastlanır. Bu durum depresyon şeklinde bir hastalığa da dönüşe bilmektedir.
Düzenli spor yaparak bağışıklık sisteminizi güçlendirin.
Mevsimsel geçişlere en iyi ayak uydurmanın yolu düzenli spor yaparak bağışıklık sistemini güçlendirmek olacaktır. Özellikle vitamin ve mineral içeren yiyecekler bol bol tüketilerek mikropların vücut direncini kırmaları engellenmelidir.
Odalar her sabah düzenli olarak havalandırılarak odalarda biriken bakteri ve mikroorganizmalar dışarı atılmalıdır.
Günün güneşli olmasına aldanmadan uygun bir şekilde giyinerek vücudun soğuk alması engellenmelidir.
Kaynak.7gunsaglik
Mevsim geçişlerinde dikkat etmememiz gerekenler;
Mevsimsel geçişlerde hastalıklara davetiye çıkartan sıcak- soğuk değişimlerine karşı dayanıklı, kalın bir kılık kıyafet tercihi yaparak değişimlerden etkilenmemek ilk yapmamız gerekendir.
Yaklaşan soğuk havalar ile vücudun savunma direnci düşerek gribal enfeksiyon hastalıkları bizleri yakalamaktadır. Kronik olarak kalp, damar, tansiyon ve şeker hastalarında gribal enfeksiyonlar çok daha hızlı ilerlemektedir. Bu nedenle kronik hastalığı olanlar mevsim geçişleri için alarma geçmelidirler.
Sıcak havalardan ani olarak soğuk havaya girmek kişilerin psikolojik ve ruhsal hallerini de olumsuz yönde etkilemektedir. Özellikle yoğun uyku hali, stres ve yorgunluk mevsimsel geçişlerde çok sık rastlanır. Bu durum depresyon şeklinde bir hastalığa da dönüşe bilmektedir.
Düzenli spor yaparak bağışıklık sisteminizi güçlendirin.
Mevsimsel geçişlere en iyi ayak uydurmanın yolu düzenli spor yaparak bağışıklık sistemini güçlendirmek olacaktır. Özellikle vitamin ve mineral içeren yiyecekler bol bol tüketilerek mikropların vücut direncini kırmaları engellenmelidir.
Odalar her sabah düzenli olarak havalandırılarak odalarda biriken bakteri ve mikroorganizmalar dışarı atılmalıdır.
Günün güneşli olmasına aldanmadan uygun bir şekilde giyinerek vücudun soğuk alması engellenmelidir.
Kaynak.7gunsaglik
Grip Aşısının Yararlarının Yanında Zararları Da Olabilir
Malum hastalık mevsimine doğru geliyoruz. İnsanlar soğuk algınlığı ile başlayıp ağır griplere kadar bulaşıcı hastalıkların etkisinde kalabiliyor. Grip aşısı olmalı mıyız?
Kışın yaklaşmasıyla birlikte grip mevsimi de geldi. Gripten korunmanın en etkili yollarından biri ise aşı olmak. Grip aşısı, erken dönemde yaptırıldığı takdirde bağışıklık sistemini daha da güçlendirerek hastalıklara karşı koruma sağlıyor.
Uz. Dr. Mustafa Nafiz Karagözoğlu grip ve grip aşısı hakkında bilgi verdi. Grip aşısı olmak için geç kalınmaması gerektiğini belirten Karagözoğlu, grip hakkında şu bilgileri verdi:
"Grip, çoğunlukla sonbahar ve kış aylarında görülür. Hastalığı taşıyan kişilerin öksürmesi ya da hapşırması ile havaya yayılan damlacıklarla ve doğrudan temasla bulaşmaktadır. Kapı kolları, bilgisayar klavyeleri, telefonlar gibi ortak kullanılabilecek eşyalar bulaşmaya neden olabilir. Belirtileri arasında ateş, boğaz ağrısı, burun akıntısı, hapşırık, öksürük, baş ağrısı, kaslarda ve eklemlerde ağrı ve halsizlik yer almaktadır. Genellikle 1–2 hafta içinde iyileşme görülür. Ancak yaşlılarda, diyabetlilerde, altta yatan böbreğe, kalbe ya da solunum sistemine ait kronik hastalığı olan kişilerde daha ağır seyredebilir. Bunun yanında zatürree gibi hastalıklara da zemin hazırlayabilir."
Gribin bir virüs hastalığı olduğunu vurgulayan Karagözoğlu, aşının gribe karşı koruma sağladığını ifade etti. Karagözoğlu, "Antibiyotik tedavisine yanıt vermez. Hastalara bol sıvı almaları, yatak istirahati ve belirtilere yönelik ilaçlar önerilir. Virüse yönelik ilaçlar erken dönemde faydalıdır. Gripten korunmak için gripli kişilerle temastan kaçınılması, ellerin sık sık yıkanması, kapalı, kalabalık ortamlardan kaçınılması ve grip aşısı önerilir. Grip virüsü sürekli tip değiştiren bir virüs olduğundan Dünya Sağlık Örgütü her yıl o sene sık görülen virüs tiplerini belirler ve aşı buna göre hazırlanır.
Aşı, 3 tip ölü virüs içerir. Uygulandıktan sonra etkisinin ortaya çıkması 10-15 gün kadar bir süre alır. Bu nedenle sonbahar başlarında yapılması önerilir. Tüm kış boyunca yapılmasının bir sakıncası yoktur, erken yapılmasının nedeni, bağışıklığın bir an önce başlamasının sağlanmasıdır. Bu arada, çoğunlukla koruyucu olsa da grip aşısı yapılması, kişinin o yıl asla grip olmayacağı anlamına gelmez. Aşının koruyuculuğu, yüzde 60-80 arasında değişmektedir. " bilgisini verdi.
GRİP AŞISI YAPTIRMASI GEREKEN RİSK GRUPLARI
Uz. Dr. Mustafa Nafiz Karagözoğlu, grip aşısı yaptırması gereken risk gruplarını da şöyle sıraladı:
65 yaşın üzerindekiler, bazı akciğer hastalığı olanlar (astım, kronik bronşit gibi), kronik kalp ve damar hastaları, şeker hastaları, han hastalığı olanlar, bağışıklığı baskılanmış kişiler (uzun süreli kortizon kullanımı, AIDS, kanser tedavisi görenler gibi), bakım/huzur evlerinde kalanlar ve burada çalışan personel, sağlık personeli, hamileler kendi doktorları önerirse gebeliğin 2. veya 3. haftası yaptırabilir.
GRİP AŞISININ YAN ETKİLERİ
"Grip aşısı canlı olmayan virüs içerdiğinden aşıya bağlı olarak grip geçirmek mümkün değildir." Diyen Karagözoğlu, "Aşı yapılan bölgede ağrı, kızarıklık ya da şişme, kas ağrıları, kırgınlık hissi, hafif ateş yan etkileri arasında sayılabilir." ifadelerini kullandı.Kaynak.http://www.7gunsaglik.com
Kışın yaklaşmasıyla birlikte grip mevsimi de geldi. Gripten korunmanın en etkili yollarından biri ise aşı olmak. Grip aşısı, erken dönemde yaptırıldığı takdirde bağışıklık sistemini daha da güçlendirerek hastalıklara karşı koruma sağlıyor.
Uz. Dr. Mustafa Nafiz Karagözoğlu grip ve grip aşısı hakkında bilgi verdi. Grip aşısı olmak için geç kalınmaması gerektiğini belirten Karagözoğlu, grip hakkında şu bilgileri verdi:
"Grip, çoğunlukla sonbahar ve kış aylarında görülür. Hastalığı taşıyan kişilerin öksürmesi ya da hapşırması ile havaya yayılan damlacıklarla ve doğrudan temasla bulaşmaktadır. Kapı kolları, bilgisayar klavyeleri, telefonlar gibi ortak kullanılabilecek eşyalar bulaşmaya neden olabilir. Belirtileri arasında ateş, boğaz ağrısı, burun akıntısı, hapşırık, öksürük, baş ağrısı, kaslarda ve eklemlerde ağrı ve halsizlik yer almaktadır. Genellikle 1–2 hafta içinde iyileşme görülür. Ancak yaşlılarda, diyabetlilerde, altta yatan böbreğe, kalbe ya da solunum sistemine ait kronik hastalığı olan kişilerde daha ağır seyredebilir. Bunun yanında zatürree gibi hastalıklara da zemin hazırlayabilir."
Gribin bir virüs hastalığı olduğunu vurgulayan Karagözoğlu, aşının gribe karşı koruma sağladığını ifade etti. Karagözoğlu, "Antibiyotik tedavisine yanıt vermez. Hastalara bol sıvı almaları, yatak istirahati ve belirtilere yönelik ilaçlar önerilir. Virüse yönelik ilaçlar erken dönemde faydalıdır. Gripten korunmak için gripli kişilerle temastan kaçınılması, ellerin sık sık yıkanması, kapalı, kalabalık ortamlardan kaçınılması ve grip aşısı önerilir. Grip virüsü sürekli tip değiştiren bir virüs olduğundan Dünya Sağlık Örgütü her yıl o sene sık görülen virüs tiplerini belirler ve aşı buna göre hazırlanır.
Aşı, 3 tip ölü virüs içerir. Uygulandıktan sonra etkisinin ortaya çıkması 10-15 gün kadar bir süre alır. Bu nedenle sonbahar başlarında yapılması önerilir. Tüm kış boyunca yapılmasının bir sakıncası yoktur, erken yapılmasının nedeni, bağışıklığın bir an önce başlamasının sağlanmasıdır. Bu arada, çoğunlukla koruyucu olsa da grip aşısı yapılması, kişinin o yıl asla grip olmayacağı anlamına gelmez. Aşının koruyuculuğu, yüzde 60-80 arasında değişmektedir. " bilgisini verdi.
GRİP AŞISI YAPTIRMASI GEREKEN RİSK GRUPLARI
Uz. Dr. Mustafa Nafiz Karagözoğlu, grip aşısı yaptırması gereken risk gruplarını da şöyle sıraladı:
65 yaşın üzerindekiler, bazı akciğer hastalığı olanlar (astım, kronik bronşit gibi), kronik kalp ve damar hastaları, şeker hastaları, han hastalığı olanlar, bağışıklığı baskılanmış kişiler (uzun süreli kortizon kullanımı, AIDS, kanser tedavisi görenler gibi), bakım/huzur evlerinde kalanlar ve burada çalışan personel, sağlık personeli, hamileler kendi doktorları önerirse gebeliğin 2. veya 3. haftası yaptırabilir.
GRİP AŞISININ YAN ETKİLERİ
"Grip aşısı canlı olmayan virüs içerdiğinden aşıya bağlı olarak grip geçirmek mümkün değildir." Diyen Karagözoğlu, "Aşı yapılan bölgede ağrı, kızarıklık ya da şişme, kas ağrıları, kırgınlık hissi, hafif ateş yan etkileri arasında sayılabilir." ifadelerini kullandı.Kaynak.http://www.7gunsaglik.com
Saman Nezlesi Hastalığı Ve Tedavisi
Saman nezlesi normal gribal enfeksiyondan farklı olarak çok daha ağır ve şiddetli geçer.Hastaların dikkat etmesi gereken kurallardan biride hastanın mutlaka hafif nemli yerde
zamanını geçirmesi ve kesinlikle burun damlası kullanılmaması.
Saman Nezlesi, Özellikle gözleri ve burnu etkileyen alerjik bir nezledir ve astım bronşit ile birlikte de bulunabilir. Alerjiye eğilim kalıtsal olabilir, ancak hastalığın özel biçimi kalıtsal değildir. Saman nezlesi, nedeni genellikle bitki polenleri olduğundan, her yıl belirli zamanlarda görülen bir mevsim hastalığı olarak da nitelendirilebilir.
Saman Nezlesi Belirtileri: Genel olarak virüs etkenli nezlenin belirtilerini verir. Burun akar. Burun akıntısı önceleri sulu, sonraları koyu ve sarı renklidir. Burun akıntısına öksürük de eklenebilir.
Saman Nezlesinin Tedavisi: Tedavi edilmediği takdirde astım bronşite neden olabilir. Saman nezlesi sırasında özellikle sinüzit olasılığının ortadan kaldırılması gereklidir. Nezlenin ilk günlerinde efedrinli burun damlalarından kaçınmalıdır. Burun akıntısının sarıya dönüşmesinden sonra sinüslerin boşalabilmesi için efendrinli damlalar kullanılabilir. Genellikle, antihistaminik ilaçlar etkindir.
Saman Nezlesinden Korunma: Genel olarak kesin bir korunma yöntemi henüz bulunmamıştır. Ancak, alerjinin nedeninin bulunup ortadan kaldırılması olumlu sonuçlar vermektedir. Çoğu kez, alerji nedeni bulunduktan sonra hazırlanabilecek aşılarla korunma yoluna gidilebilir. Saman nezlesi vakalarında nemli bir ortam yeğlenmelidir.Kaynak.http://www.7gunsaglik.com
zamanını geçirmesi ve kesinlikle burun damlası kullanılmaması.
Saman Nezlesi, Özellikle gözleri ve burnu etkileyen alerjik bir nezledir ve astım bronşit ile birlikte de bulunabilir. Alerjiye eğilim kalıtsal olabilir, ancak hastalığın özel biçimi kalıtsal değildir. Saman nezlesi, nedeni genellikle bitki polenleri olduğundan, her yıl belirli zamanlarda görülen bir mevsim hastalığı olarak da nitelendirilebilir.
Saman Nezlesi Belirtileri: Genel olarak virüs etkenli nezlenin belirtilerini verir. Burun akar. Burun akıntısı önceleri sulu, sonraları koyu ve sarı renklidir. Burun akıntısına öksürük de eklenebilir.
Saman Nezlesinin Tedavisi: Tedavi edilmediği takdirde astım bronşite neden olabilir. Saman nezlesi sırasında özellikle sinüzit olasılığının ortadan kaldırılması gereklidir. Nezlenin ilk günlerinde efedrinli burun damlalarından kaçınmalıdır. Burun akıntısının sarıya dönüşmesinden sonra sinüslerin boşalabilmesi için efendrinli damlalar kullanılabilir. Genellikle, antihistaminik ilaçlar etkindir.
Saman Nezlesinden Korunma: Genel olarak kesin bir korunma yöntemi henüz bulunmamıştır. Ancak, alerjinin nedeninin bulunup ortadan kaldırılması olumlu sonuçlar vermektedir. Çoğu kez, alerji nedeni bulunduktan sonra hazırlanabilecek aşılarla korunma yoluna gidilebilir. Saman nezlesi vakalarında nemli bir ortam yeğlenmelidir.Kaynak.http://www.7gunsaglik.com
Kuru Öksürüğün Nedenleri, Ev Bakımı ve Tedavisi
Bir öksürüğün tedavisi için önce türünü bilmek gerekir. Kuru öksürük tehlikelidir. Balgam ya hiç yoktur ya da çok azdır.
Burun ve boğazı etkileyen viral enfeksiyon kaynaklıdır. Boğaza bir şey yapışmış hissi verir gıcık tutar. Gırtlark şişmesi veya enfeksiyonu olarak bilinen larenjitte kuru öksürük görülebilir. Hırıltı gibi duyulur nefeste ve boğazda ağrı ve zorlanma görülür. Tahriş eden neden bulunup yok edilmelidir. Toz ve duman gibi alerjenler yani alerji ve astım da tetikleyebilir.
Koah ise bir akciğer hastalığıdır. Nadir durumlarda kalp yetmezliğine işarettir. Doktor size sorunlarınızı soracaktır ve doğru tanılama çok önemlidir. Göğüs dinlenecek enfeksiyon ve tıkanıklık varsa bulunacaktır. Bazı ev ilaçları ile belirtiler azaltılabilir. Hava ve solunum yollarına sıcak hava buhar verilmesi yaralı tahriş olan bölgeyi rahatlatır.
İlaçlar boğazı yatıştırır öksürük şurupları da etkili olabilir. Antibiyotik ve antihistaminik reçete edilebilir. Bronşları açıcı sprey ve farklı ilaçlar verilebilir. Tedavi edilmeyen öksürük ciddi sorunlara yol açabilir. Bir haftadan uzun sürerse doktora gidilmelidir. Bayılma, kalp çarpıntısı, idrar kaçırma, kusma gibi sorunlarda durum ciddidir. Mentollü alkolsüz ilaçlar oldukça etkilidir.
Kaynak.7gunsaglik
Burun ve boğazı etkileyen viral enfeksiyon kaynaklıdır. Boğaza bir şey yapışmış hissi verir gıcık tutar. Gırtlark şişmesi veya enfeksiyonu olarak bilinen larenjitte kuru öksürük görülebilir. Hırıltı gibi duyulur nefeste ve boğazda ağrı ve zorlanma görülür. Tahriş eden neden bulunup yok edilmelidir. Toz ve duman gibi alerjenler yani alerji ve astım da tetikleyebilir.
Koah ise bir akciğer hastalığıdır. Nadir durumlarda kalp yetmezliğine işarettir. Doktor size sorunlarınızı soracaktır ve doğru tanılama çok önemlidir. Göğüs dinlenecek enfeksiyon ve tıkanıklık varsa bulunacaktır. Bazı ev ilaçları ile belirtiler azaltılabilir. Hava ve solunum yollarına sıcak hava buhar verilmesi yaralı tahriş olan bölgeyi rahatlatır.
İlaçlar boğazı yatıştırır öksürük şurupları da etkili olabilir. Antibiyotik ve antihistaminik reçete edilebilir. Bronşları açıcı sprey ve farklı ilaçlar verilebilir. Tedavi edilmeyen öksürük ciddi sorunlara yol açabilir. Bir haftadan uzun sürerse doktora gidilmelidir. Bayılma, kalp çarpıntısı, idrar kaçırma, kusma gibi sorunlarda durum ciddidir. Mentollü alkolsüz ilaçlar oldukça etkilidir.
Kaynak.7gunsaglik
D Vitamini Soğuk Algınlığını Önleyemeyebilir
D vitamini kalsiyum ve besinlerden alınabildiği gibi en çok güneşten alınabilen bir vitamindir.
Grip gibi üst solunum yolu hastalıklarında özellikle soğuk algınlığında etkisi vardır. Peki tek başına yeterli midir ve soğuk almamızı önleyebilir mi? Solunum sağlığına olan yararları araştırıldığında bir noktada D vitamininin yetersiz kaldığı görülmüştür. Belçike Leuven Üniversite hastanesi uzman ve çalışanları bu araştırmayı yürütmüştür. KOAH semptomları ve gelişim aşamaları incelenmiş ve D vitamininin bu hastalığı önlemede yetersiz kaldığı hatta işlevsiz kaldığı görülmüştür. Massachusetts Genel Hastanesi araştırmacıları kışın solunum yolu enfeksiyon riski olan hastalarda D vitamininin solunum yollarının korunmasındaki rolünü kanıtlamıştır.
Ancak ortama, iklime ve kişiye bağlı olarak bu güç de yetersiz kalmaktadır. Yeni Zelanda Üniversitesi’nde de başka bir çalışma yapılmış ve 322 sağlıklı kişi incelenmiştir. 18 aylık bu incelemede alınan güneşe bağlı D vitamini seviyeleri ölçülmüştür. Güneş alabilen ve az alabilen kişiler arasında, hastalığa yakalanma riskinde önemli bir fark görülmemiştir. Yani D vitamini soğuk algınlığı ve grip gibi üst solunum yolu hastalıklarının önlenmesinde oldukça yetersiz kalıyor. Sağlık profesyonelleri , beslenme uzmanları , diyetisyenler ve alternatif terapistler D vitamininin hastalıktan koruduğunu ve belirti şiddetini azalttığını öne sürmektedir.
Kaynak.7gunsaglik
Grip gibi üst solunum yolu hastalıklarında özellikle soğuk algınlığında etkisi vardır. Peki tek başına yeterli midir ve soğuk almamızı önleyebilir mi? Solunum sağlığına olan yararları araştırıldığında bir noktada D vitamininin yetersiz kaldığı görülmüştür. Belçike Leuven Üniversite hastanesi uzman ve çalışanları bu araştırmayı yürütmüştür. KOAH semptomları ve gelişim aşamaları incelenmiş ve D vitamininin bu hastalığı önlemede yetersiz kaldığı hatta işlevsiz kaldığı görülmüştür. Massachusetts Genel Hastanesi araştırmacıları kışın solunum yolu enfeksiyon riski olan hastalarda D vitamininin solunum yollarının korunmasındaki rolünü kanıtlamıştır.
Ancak ortama, iklime ve kişiye bağlı olarak bu güç de yetersiz kalmaktadır. Yeni Zelanda Üniversitesi’nde de başka bir çalışma yapılmış ve 322 sağlıklı kişi incelenmiştir. 18 aylık bu incelemede alınan güneşe bağlı D vitamini seviyeleri ölçülmüştür. Güneş alabilen ve az alabilen kişiler arasında, hastalığa yakalanma riskinde önemli bir fark görülmemiştir. Yani D vitamini soğuk algınlığı ve grip gibi üst solunum yolu hastalıklarının önlenmesinde oldukça yetersiz kalıyor. Sağlık profesyonelleri , beslenme uzmanları , diyetisyenler ve alternatif terapistler D vitamininin hastalıktan koruduğunu ve belirti şiddetini azalttığını öne sürmektedir.
Kaynak.7gunsaglik
İlkbahar Sizi de mi Vurdu?
Hangi tedbirlerle bahar yorgunluğundan korunabiliriz? Beslenme ve sporun katkıları nelerdir?
Bahar yorgunluğu ile başa çıkmanın en önemli yolu iyi ve dengeli beslenmeden geçiyor. Bol bol su içmek, sebze ve meyve tüketimini artırmak, akşam öğünlerinde az yağlı, hafif beslenmek, kahve, çay, kola, kakao gibi kafeinli içeceklerden uzak durmak enerjinizi yerine getirecek.
Az ama sık yiyin
• Beyin performansı için en önemli öğün olan kahvaltıyı kesinlikle atlamayın. Az az, sık sık yemek yemeği tercih edin.
• Sigara tüketiyorsanız C vitamini alımınızı içmeyen birine göre 2 kat daha fazla olacak şekilde ayarlayın.
• Beyaz rafine edilmiş besinler yerine tam buğday, çavdar, kepek gibi rafine edilmemiş tahılları tercih edebilirsiniz.
• Öğünlerinizin protein, karbonhidrat ve sebze açısından dengeli olmasına özen gösterin.
Hayat tarzınızda değişiklik yapın
• Akşam yatmadan önce ve Sabah kalkınca odanızı mutlaka havalandırın. Oksijen sizi daha enerjik kılabilir.
• Günde 7- 8 saat uyumanın önemini unutmayın.
• Haftada 3 gün açık havada yapacağınız tempolu yürüyüş hem kilo kontrolünü sağlar hem de yorgunluğa karşı korur.
• Ailenizle zaman geçirmek ve dostlarla sohbet rahatlatıcı etki gösterecektir.
• Sabahları ılık bir duş almak dinçleştirici bir etki yapar.
Beslenmenize dikkat edin
• Günde 2.5- 3 litre su tüketmelisiniz.
• Bahar yorgunluğundan korunmak için bağışıklık sisteminizi güçlendirecek besinlere beslenmenizde özellikle yer verin. Bağışıklık sisteminizi güçlendirebilecek besinlerin başında prebiyotik yoğurtları sayabiliriz.
• Bitkisel çayları rahatlatıcı etkilerinden de yararlanmak için tercih edebilirsiniz.
Kaynak.7gunsaglik
Bahar yorgunluğu ile başa çıkmanın en önemli yolu iyi ve dengeli beslenmeden geçiyor. Bol bol su içmek, sebze ve meyve tüketimini artırmak, akşam öğünlerinde az yağlı, hafif beslenmek, kahve, çay, kola, kakao gibi kafeinli içeceklerden uzak durmak enerjinizi yerine getirecek.
Az ama sık yiyin
• Beyin performansı için en önemli öğün olan kahvaltıyı kesinlikle atlamayın. Az az, sık sık yemek yemeği tercih edin.
• Sigara tüketiyorsanız C vitamini alımınızı içmeyen birine göre 2 kat daha fazla olacak şekilde ayarlayın.
• Beyaz rafine edilmiş besinler yerine tam buğday, çavdar, kepek gibi rafine edilmemiş tahılları tercih edebilirsiniz.
• Öğünlerinizin protein, karbonhidrat ve sebze açısından dengeli olmasına özen gösterin.
Hayat tarzınızda değişiklik yapın
• Akşam yatmadan önce ve Sabah kalkınca odanızı mutlaka havalandırın. Oksijen sizi daha enerjik kılabilir.
• Günde 7- 8 saat uyumanın önemini unutmayın.
• Haftada 3 gün açık havada yapacağınız tempolu yürüyüş hem kilo kontrolünü sağlar hem de yorgunluğa karşı korur.
• Ailenizle zaman geçirmek ve dostlarla sohbet rahatlatıcı etki gösterecektir.
• Sabahları ılık bir duş almak dinçleştirici bir etki yapar.
Beslenmenize dikkat edin
• Günde 2.5- 3 litre su tüketmelisiniz.
• Bahar yorgunluğundan korunmak için bağışıklık sisteminizi güçlendirecek besinlere beslenmenizde özellikle yer verin. Bağışıklık sisteminizi güçlendirebilecek besinlerin başında prebiyotik yoğurtları sayabiliriz.
• Bitkisel çayları rahatlatıcı etkilerinden de yararlanmak için tercih edebilirsiniz.
Kaynak.7gunsaglik
Kalp Hastaları Grip Aşısı Olabilir mi?
Eğer kalp hastalığınız varsa grip mevsimi sizin için riskli olabilir fakat grip aşısı yaptırmaları koruyucu olabilir.
Herhangi bir hastalığa göre kalp hastası olmak grip aşısı olurken daha çok dikkate alınır. Kronik hastalıklara oranla kalp hastası olmak da gribe yakalanmayı kolaylaştırır. Uzun süredir kronik kalp rahatsızlığı olan özellikle ileri yaştaki hastalara grip aşısı olmaları önerilir.
Grip aşısı kalp hastalığı olan kişilerde gribe bağlı komplikasyonları ve diğer hastalıkları da önler. Her yıl bu şekilde binlerce ölüm vakası önlenmiştir. Hastalığın süresi ve şiddeti de bunu belirler.
Kalbin yanında grip de yaşayan hastaların riski daha da fazladır. Enfeksiyon hastalıkları bu kişilerde daha ölümcül düzeydedir. Bu nedenle mevsiminden önce aşılanmak gerekir.
Bu aşılar çoğu kişi için güvenlidir. Ateşi kas ağrılarını ve kalp sorunlarını azaltır. Grip aşısı olmadan önce doktorunuz size alerji ve sağlık durumunuzu soracaktır. Kardiyolog haricinde başka dalda bir doktor da size grip aşısı yapabilir.
Kaynak.7gunsaglik
Herhangi bir hastalığa göre kalp hastası olmak grip aşısı olurken daha çok dikkate alınır. Kronik hastalıklara oranla kalp hastası olmak da gribe yakalanmayı kolaylaştırır. Uzun süredir kronik kalp rahatsızlığı olan özellikle ileri yaştaki hastalara grip aşısı olmaları önerilir.
Grip aşısı kalp hastalığı olan kişilerde gribe bağlı komplikasyonları ve diğer hastalıkları da önler. Her yıl bu şekilde binlerce ölüm vakası önlenmiştir. Hastalığın süresi ve şiddeti de bunu belirler.
Kalbin yanında grip de yaşayan hastaların riski daha da fazladır. Enfeksiyon hastalıkları bu kişilerde daha ölümcül düzeydedir. Bu nedenle mevsiminden önce aşılanmak gerekir.
Bu aşılar çoğu kişi için güvenlidir. Ateşi kas ağrılarını ve kalp sorunlarını azaltır. Grip aşısı olmadan önce doktorunuz size alerji ve sağlık durumunuzu soracaktır. Kardiyolog haricinde başka dalda bir doktor da size grip aşısı yapabilir.
Kaynak.7gunsaglik
Testosteron, Grip Aşısı Etkilerini Azaltabilir
Grip aşısı, erkeklerde kadınlara göre daha az etkilidir. Testosteron hormonu bunun temel sebebidir.
Testosteron, erkeklerde grip aşısının etkilerini zayıflatabiliyor. Stanford Üniversitesi araştırmalarında bu durum ortaya çıkmıştır. Erkeklik hormonu olan testosteron bağışıklık sisteminde daha az etkili. Genler aşıya daha az yanıt veriyor ve tepkisiz. Antikor savunma mekanizmaları daha zayıf çalışıyor. Erkeklerde genelde enfeksiyona bağışıklık kazanılmıyor.
En azından kadınlara oranla daha zayıf. Bakteri, virüs, mantar, parazit ve enfeksiyona erkekler daha yatkın. Bağışıklık sistemleri, humma, grip, kızamık ve hepatit gibi hastalıklara karşı daha savunmasız. Aşılama yöntemine karşı daha az tepkililer. Mevsimsel grip aşısı yüksek seviyede testosteron salgılayan erkeklerde etkisiz.
Kas gücü, saç sakal gelişimi gibi klasik erkeksiz özellikler için salgılanıyor bu hormon. Bazı genler testosteron tarafından düzenleniyor. Aktif olması şart fakat bu gibi durumlarda ilaç etkilerini önleyebiliyor. Direkt olarak bağışıklık sistemine etki ediyor ve onu korumak yerine zayıf bırakıyor.
Kadınlarda grip aşısında güçlü antikorlar yer alır erkeklerde ise bunun aksidir. Testosterona bağlı çalışan ve onun üzerine çıkabilecek ilaçlar geliştirilmeye çalışılmaktadır. Güçlü bağışıklığa sahip olanlar da enfeksiyonlara karşı 2 kat daha üstündür.
Kaynak.7gunsaglik
Testosteron, erkeklerde grip aşısının etkilerini zayıflatabiliyor. Stanford Üniversitesi araştırmalarında bu durum ortaya çıkmıştır. Erkeklik hormonu olan testosteron bağışıklık sisteminde daha az etkili. Genler aşıya daha az yanıt veriyor ve tepkisiz. Antikor savunma mekanizmaları daha zayıf çalışıyor. Erkeklerde genelde enfeksiyona bağışıklık kazanılmıyor.
En azından kadınlara oranla daha zayıf. Bakteri, virüs, mantar, parazit ve enfeksiyona erkekler daha yatkın. Bağışıklık sistemleri, humma, grip, kızamık ve hepatit gibi hastalıklara karşı daha savunmasız. Aşılama yöntemine karşı daha az tepkililer. Mevsimsel grip aşısı yüksek seviyede testosteron salgılayan erkeklerde etkisiz.
Kas gücü, saç sakal gelişimi gibi klasik erkeksiz özellikler için salgılanıyor bu hormon. Bazı genler testosteron tarafından düzenleniyor. Aktif olması şart fakat bu gibi durumlarda ilaç etkilerini önleyebiliyor. Direkt olarak bağışıklık sistemine etki ediyor ve onu korumak yerine zayıf bırakıyor.
Kadınlarda grip aşısında güçlü antikorlar yer alır erkeklerde ise bunun aksidir. Testosterona bağlı çalışan ve onun üzerine çıkabilecek ilaçlar geliştirilmeye çalışılmaktadır. Güçlü bağışıklığa sahip olanlar da enfeksiyonlara karşı 2 kat daha üstündür.
Kaynak.7gunsaglik
Hangi Yiyecekler Gribal Enfeksiyona Karşı Bizi
Bolca vitamin ve mineral içeren bahar gribine karşı savaşan besinler. Sarımsağın sağlığa katkıları neler?
Selenyum bakımından zengin olan Sarımsak, sağlık için faydaları çok olan bir besindir. İçeriğinde manganez, B 6, C,B 1vitaminleri,kalsiyum,fosfor ve bakır bulunur. Sarımsak, kolesterolü ve tansiyonu düşürür, kalp ve damar sağlığını korur, kalp krizi riskini azaltır, içeriğinde bulunan ‘‘alojene’’sayesinde kanın pıhtılaşmasını önler. Anti Bakteriyel özelliği sayesinde bakteri ve virüslerin neden olduğu hastalıkların iyileşme sürecini hızlandırır. Kolon ve mide kanseri başta olmak üzere bir çok kanser türünden korur. Sarımsak, demir emilimini de artırır. Mide gazına iyi gelen bu altın besin sindirimi de kolaylaştırır. Antiokidan özelliğe sahiptir.
Bahar aylarında ortaya çıkan nezleden korunmak ya da kurtulmak için de Sarımsak oldukça etkili bir besindir. Bağışıklık sisteminizi güçlendirir ve vücut direncini artırır. Nezle olduğunuzda sarımsak yiyerek iyileşme sürecinizi çabuklaştırabilirsiniz .Yalnız sarımsağın kanı inceltici etkisi olması nedeniyle adet dönemindeki bayanlar, ameliyat olacak kişiler bu besini tüketmemelidirler. Ayrıca tansiyonu normalde düşük olan kişilerde bu besinden uzak durmalılar. Çünkü kan basıncı zaten düşükse sarımsak bunu daha da düşürerek kişileri halsiz bırakabilir ve hatta bayılmalarına bile sebebiyet verebilir. Hipertansiyon tedavisi için düzenli ilaç kullananlarda mutlaka doktora danışarak besini tüketmeliler.
Kaynak.7gunsaglik
Selenyum bakımından zengin olan Sarımsak, sağlık için faydaları çok olan bir besindir. İçeriğinde manganez, B 6, C,B 1vitaminleri,kalsiyum,fosfor ve bakır bulunur. Sarımsak, kolesterolü ve tansiyonu düşürür, kalp ve damar sağlığını korur, kalp krizi riskini azaltır, içeriğinde bulunan ‘‘alojene’’sayesinde kanın pıhtılaşmasını önler. Anti Bakteriyel özelliği sayesinde bakteri ve virüslerin neden olduğu hastalıkların iyileşme sürecini hızlandırır. Kolon ve mide kanseri başta olmak üzere bir çok kanser türünden korur. Sarımsak, demir emilimini de artırır. Mide gazına iyi gelen bu altın besin sindirimi de kolaylaştırır. Antiokidan özelliğe sahiptir.
Bahar aylarında ortaya çıkan nezleden korunmak ya da kurtulmak için de Sarımsak oldukça etkili bir besindir. Bağışıklık sisteminizi güçlendirir ve vücut direncini artırır. Nezle olduğunuzda sarımsak yiyerek iyileşme sürecinizi çabuklaştırabilirsiniz .Yalnız sarımsağın kanı inceltici etkisi olması nedeniyle adet dönemindeki bayanlar, ameliyat olacak kişiler bu besini tüketmemelidirler. Ayrıca tansiyonu normalde düşük olan kişilerde bu besinden uzak durmalılar. Çünkü kan basıncı zaten düşükse sarımsak bunu daha da düşürerek kişileri halsiz bırakabilir ve hatta bayılmalarına bile sebebiyet verebilir. Hipertansiyon tedavisi için düzenli ilaç kullananlarda mutlaka doktora danışarak besini tüketmeliler.
Kaynak.7gunsaglik
Farenjit Sebepleri, Risk Faktörleri ve Korunma
Çocuklar başta olmak üzere soğuk içecekleri birden içenler ve bazı yanlış tutumdaki kişiler farenjit riskiyle karşı karşıya..
Boğazda sanki çalı varmış hissi yaratan farenjit boğaz ağrısı, yutma güçlüğü, ateş ve genel vücut kırgınlığı ile kendini belli ediyor. Akut farenjit; üst solunum yolu enfeksiyonuna eşlik eden bir hastalıkken, kronik farenjitin hastanın yaşam şeklinden reflü sorununa, burun eğriliğinden burun etlerine veya kişinin yüksek sesle ve çok uzun süreli konuşmasına dek birçok nedeni bulunuyor. Akut farenjitte beta mikrobu önemli rol oynuyor. Ama bir dostu daha var akut farenjitin: Soğuk içecekler! Yani farenjit sadece soğuk havayı değil soğuk içecekleri de seviyor.
Bahar geldi, havalar ısınmaya başladı. Yaz kapıda. Ama soğuk havaların hastalığı olarak bilinen akut farenjit, kendini unutturacağa benzemiyor. Zira kış ayları ve soğuk havalarda sıkça rastlanan ve üst solunum yolları enfeksiyonlarının üçte birini oluşturan akut farenjit, bahar ve yaz aylarında da kol geziyor. Acıbadem International Hastanesi Kulak-Burun-Boğaz Uzmanı Dr. Hakkı Süha Özçelik, sıcak havalarda sıkça tercih edilen soğuk içeceklere karşı dikkatli olunması gerektiğini belirtiyor. Dr. Özçelik, farenjite karşı alınması gereken tedbirleri ve kaçınılması gerekenleri anlattı.
BOĞAZDA ÇALI HİSSİ
Sabah kalktığınızda boğazınızda ağrı ve sanki yabancı cisim varmış gibi mi hissediyorsunuz? Hatta tam bir çalı gibi saplanmış gitmiyor bir türlü. Kuruluk ve sertlik hissine bir de nefes kokusu eşlik ediyor. Yutma güçlüğü çekiyor, genel vücut kırgınlığı ve yüksek ateşle iyice halsiz hissediyorsunuz. Farenjit kapınızı çalmışa benziyor. Çoğunlukla kış aylarının hastalığı olarak bilinen farenjit, bahar ve yaz aylarında da her an tetikte bekliyor. Zira özellikle sıcak günlerde bol bol içilen soğuk içecekler, hastalığa tam anlamıyla davetiye çıkarıyor. Acıbadem International Hastanesi Kulak-Burun-Boğaz Uzmanı Dr. Hakkı Süha Özçelik soğuk içeceklerin genelde kişinin vücut direncini düşürerek daha önce boğazda var olan virüs ve bakterilerin enfeksiyona yol açmasına neden olduğunu belirtiyor. Dr. Özçelik, bazı kişilerin ise hafif soğuk içeceklerden bile olumsuz etkilenebildiğine dikkat çekerek uyarıyor.
KLİMA VE KALABALIK DA ZEMİN HAZIRLIYOR
Sıcak havaların vazgeçilmezlerinden klimaların da yanlış ve bilinçsiz kullanımı insan sağlığını olumsuz etkiliyor ve birçok hastalığa davetiye çıkarıyor. Bu hastalıkların başında farenjit geliyor. Farenjit üst solunum yolları enfeksiyonlarının üçte birini oluşturuyor. Bulaşıcı bir hastalık olan farenjit, özellikle de hasta kişinin tükürük ve burun salgısından bulaşıyor. Kişilerin başkalarına ait olan eşyaları kullanmamaları çok önemli. Örneğin bir ev ortamında tek bir havlu kullanmak yerine herkesin kendine ait havlusu olması basit ama çok önemli bir tedbir. Eller de sık sık sabunla yıkanmalı. Kalabalık ve kapalı hava sirkülasyonu olan yerlerde uzun süre kalındığında kolayca bulaşma imkanı bulan hastalık özellikle bağışıklık ve enfeksiyonlara direnci düşük olan insanları tehdit ediyor. Tozlu ve kirli ortamlardan, kapalı yerlerden uzak durmak gerekiyor. Aşırı soğuk-sıcak yiyecek ve içecekler ile acı yiyeceklerden de kaçınmalı. Boğazda çalı varmış hissi yaratsa bile hastanın kesinlikle boğazını temizlemeye uğraşmaması, ılık birkaç yudum su içerek yumuşatması önemli. Aksi halde boğazı temizlemeye çalışmak tahriş edici etki yaratıyor. Düzgün bir yaşam, düzenli spor ve vitaminsiz kalmamak da farenjitten korunmayı sağlayan durumlar. Viral farenjitlerde pastil, sprey ve ağrı kesiciler ile yumuşak sulu gıdalar öneriliyor. Bakteriyel farenjitlerde ise ilave olarak antibiyotik tedavisi de gerekiyor.
ÖĞRETMEN VE ÖĞRENCİLER DİKKAT
Uzun süreli ve yüksek sesle konuşmak zorunda kalan öğretmenlerin korkulu rüyası olan farenjit, öğrencileri de çok seviyor. 5-15 yaş grubu çocuklar bu hastalığa en sık yakalanan grubu oluşturuyor. Bu nedenle okul çocuklarında bulaşmayı engellemek için genel hijyenik kurallara uymak, sık el yıkamak, su şişesi, bardak, çatal-kaşık gibi şahsi eşyaları ortak kullanmamak, öksürürken ağzı el ile değil mendille kapatmak, sık sık pencereleri açarak ortamı temiz hava ile havalandırmak gerekiyor. Ayrıca hasta çocukların diğerlerini hasta etmemesi için okula gönderilmemesi ve evde dinlendirilmesi çok önemli.
ADAÇAYI RAHALATICI ETKİ YARATIYOR
Farenjit için bitkisel tedaviye yönelik özellikle internet sitelerinde bilgi kirliliği yaşanıyor. Dr. Hakkı Süha Özçelik, bitkisel tedavilerden özellikle antiseptik özelliği kanıtlanmış adaçayı içilebileceğini, ılık bitkisel çayların boğazı nemlendirip rahatlattığı için tedaviye yardımcı olacağını söylüyor. Akut farenjit tedavi edilmediğinde ses telleri ve soluk borusunda da enfeksiyona yol açıyor. Enfeksiyon alt solunum yollarına, bronşlara da ilerleyebiliyor. Bakteriyel akut farenjit sonrası derin boyun enfeksiyonları ve ciltte kızıl döküntüleri olabiliyor. Ayrıca romatizmal ateş ve böbrek hastalıklarına yol açabiliyor. Kronik farenjitin ise hastanın yaşam şeklinden reflü sorununa, burun eğriliğinden burun etlerine veya kişinin yüksek sesle ve çok uzun süreli konuşmasına dek birçok nedeni bulunuyor. Genetik geçiş bulunmuyor. Altta yatan neden reflü ise düzenli bir reflü tedavisi ile hastalıktan kurtulmak mümkün olurken, sigara, alkol veya aşırı stres, aşırı bağırarak konuşmak gibi kişisel alışkanlıklar ve yaşam şekli genellikle kronik farenjitin süregenliğini artırıyor.
Kaynak.7gunsaglik
Boğazda sanki çalı varmış hissi yaratan farenjit boğaz ağrısı, yutma güçlüğü, ateş ve genel vücut kırgınlığı ile kendini belli ediyor. Akut farenjit; üst solunum yolu enfeksiyonuna eşlik eden bir hastalıkken, kronik farenjitin hastanın yaşam şeklinden reflü sorununa, burun eğriliğinden burun etlerine veya kişinin yüksek sesle ve çok uzun süreli konuşmasına dek birçok nedeni bulunuyor. Akut farenjitte beta mikrobu önemli rol oynuyor. Ama bir dostu daha var akut farenjitin: Soğuk içecekler! Yani farenjit sadece soğuk havayı değil soğuk içecekleri de seviyor.
Bahar geldi, havalar ısınmaya başladı. Yaz kapıda. Ama soğuk havaların hastalığı olarak bilinen akut farenjit, kendini unutturacağa benzemiyor. Zira kış ayları ve soğuk havalarda sıkça rastlanan ve üst solunum yolları enfeksiyonlarının üçte birini oluşturan akut farenjit, bahar ve yaz aylarında da kol geziyor. Acıbadem International Hastanesi Kulak-Burun-Boğaz Uzmanı Dr. Hakkı Süha Özçelik, sıcak havalarda sıkça tercih edilen soğuk içeceklere karşı dikkatli olunması gerektiğini belirtiyor. Dr. Özçelik, farenjite karşı alınması gereken tedbirleri ve kaçınılması gerekenleri anlattı.
BOĞAZDA ÇALI HİSSİ
Sabah kalktığınızda boğazınızda ağrı ve sanki yabancı cisim varmış gibi mi hissediyorsunuz? Hatta tam bir çalı gibi saplanmış gitmiyor bir türlü. Kuruluk ve sertlik hissine bir de nefes kokusu eşlik ediyor. Yutma güçlüğü çekiyor, genel vücut kırgınlığı ve yüksek ateşle iyice halsiz hissediyorsunuz. Farenjit kapınızı çalmışa benziyor. Çoğunlukla kış aylarının hastalığı olarak bilinen farenjit, bahar ve yaz aylarında da her an tetikte bekliyor. Zira özellikle sıcak günlerde bol bol içilen soğuk içecekler, hastalığa tam anlamıyla davetiye çıkarıyor. Acıbadem International Hastanesi Kulak-Burun-Boğaz Uzmanı Dr. Hakkı Süha Özçelik soğuk içeceklerin genelde kişinin vücut direncini düşürerek daha önce boğazda var olan virüs ve bakterilerin enfeksiyona yol açmasına neden olduğunu belirtiyor. Dr. Özçelik, bazı kişilerin ise hafif soğuk içeceklerden bile olumsuz etkilenebildiğine dikkat çekerek uyarıyor.
KLİMA VE KALABALIK DA ZEMİN HAZIRLIYOR
Sıcak havaların vazgeçilmezlerinden klimaların da yanlış ve bilinçsiz kullanımı insan sağlığını olumsuz etkiliyor ve birçok hastalığa davetiye çıkarıyor. Bu hastalıkların başında farenjit geliyor. Farenjit üst solunum yolları enfeksiyonlarının üçte birini oluşturuyor. Bulaşıcı bir hastalık olan farenjit, özellikle de hasta kişinin tükürük ve burun salgısından bulaşıyor. Kişilerin başkalarına ait olan eşyaları kullanmamaları çok önemli. Örneğin bir ev ortamında tek bir havlu kullanmak yerine herkesin kendine ait havlusu olması basit ama çok önemli bir tedbir. Eller de sık sık sabunla yıkanmalı. Kalabalık ve kapalı hava sirkülasyonu olan yerlerde uzun süre kalındığında kolayca bulaşma imkanı bulan hastalık özellikle bağışıklık ve enfeksiyonlara direnci düşük olan insanları tehdit ediyor. Tozlu ve kirli ortamlardan, kapalı yerlerden uzak durmak gerekiyor. Aşırı soğuk-sıcak yiyecek ve içecekler ile acı yiyeceklerden de kaçınmalı. Boğazda çalı varmış hissi yaratsa bile hastanın kesinlikle boğazını temizlemeye uğraşmaması, ılık birkaç yudum su içerek yumuşatması önemli. Aksi halde boğazı temizlemeye çalışmak tahriş edici etki yaratıyor. Düzgün bir yaşam, düzenli spor ve vitaminsiz kalmamak da farenjitten korunmayı sağlayan durumlar. Viral farenjitlerde pastil, sprey ve ağrı kesiciler ile yumuşak sulu gıdalar öneriliyor. Bakteriyel farenjitlerde ise ilave olarak antibiyotik tedavisi de gerekiyor.
ÖĞRETMEN VE ÖĞRENCİLER DİKKAT
Uzun süreli ve yüksek sesle konuşmak zorunda kalan öğretmenlerin korkulu rüyası olan farenjit, öğrencileri de çok seviyor. 5-15 yaş grubu çocuklar bu hastalığa en sık yakalanan grubu oluşturuyor. Bu nedenle okul çocuklarında bulaşmayı engellemek için genel hijyenik kurallara uymak, sık el yıkamak, su şişesi, bardak, çatal-kaşık gibi şahsi eşyaları ortak kullanmamak, öksürürken ağzı el ile değil mendille kapatmak, sık sık pencereleri açarak ortamı temiz hava ile havalandırmak gerekiyor. Ayrıca hasta çocukların diğerlerini hasta etmemesi için okula gönderilmemesi ve evde dinlendirilmesi çok önemli.
ADAÇAYI RAHALATICI ETKİ YARATIYOR
Farenjit için bitkisel tedaviye yönelik özellikle internet sitelerinde bilgi kirliliği yaşanıyor. Dr. Hakkı Süha Özçelik, bitkisel tedavilerden özellikle antiseptik özelliği kanıtlanmış adaçayı içilebileceğini, ılık bitkisel çayların boğazı nemlendirip rahatlattığı için tedaviye yardımcı olacağını söylüyor. Akut farenjit tedavi edilmediğinde ses telleri ve soluk borusunda da enfeksiyona yol açıyor. Enfeksiyon alt solunum yollarına, bronşlara da ilerleyebiliyor. Bakteriyel akut farenjit sonrası derin boyun enfeksiyonları ve ciltte kızıl döküntüleri olabiliyor. Ayrıca romatizmal ateş ve böbrek hastalıklarına yol açabiliyor. Kronik farenjitin ise hastanın yaşam şeklinden reflü sorununa, burun eğriliğinden burun etlerine veya kişinin yüksek sesle ve çok uzun süreli konuşmasına dek birçok nedeni bulunuyor. Genetik geçiş bulunmuyor. Altta yatan neden reflü ise düzenli bir reflü tedavisi ile hastalıktan kurtulmak mümkün olurken, sigara, alkol veya aşırı stres, aşırı bağırarak konuşmak gibi kişisel alışkanlıklar ve yaşam şekli genellikle kronik farenjitin süregenliğini artırıyor.
Kaynak.7gunsaglik
Grip Olanlar Hangi Besinleri Tüketmeli?
Soğuk algınlığı ve grip yakamızı sardıysa bu besinleri tüketmeliyiz. İşte sağlık veren yiyecekler.
1. Meyveli şeyler. Tatlı, şekerleme ya da meyvenin kendisi her şekilde sağlıklıdır. Yaralı, şişmiş, dikenli, ağrılı, iltihaplı boğaza meyve birebirdir. Sulu olması da iyidir griple mücadelede yardımcıdır. Mukusu temizler tıkanıklığı azaltır. Meyve suyu da faydalıdır. elma, üzüm ve çilek en iyileridir.
2. Hindili sandviç. Katı beslenmede yağsız protein iyidir. Hindi eti çok sağlıklıdır. İyi hissettirir, hastalıkla mücadele eder. Enerji ve lezzet verir. Kızılcık suyuyla tüketin.
3. Sebze suyu. Salatalık ve sebze suyu az tuzlu olduğunda bir bardak içilir. Bağışıklığı artıran antioksidanları içerir.
4. Tavuk çorbası. Besler ve nem içerir. Şifa verir anti - inflamatuar etkileri vardır. Sıcak içildiğinde bakteri ve virüslere karşı vücudu korur.
5. Sarımsak. Gıdalarda da kullanılır harici de yenir. Bu antimikrobiyal ve bağışıklık uyarıcı özellikleri olduğu ve tıkanıklığı rahatlatır.
6. Zencefil. Bulantı, mide ağrısı, ağrıları ve grip belirtilerini yatıştıran bir bitkidir. İnflamasyonu azaltır. Taze rendelenmiş zencefil çayda çorbada kullanılır.
7. Sıcak çay. Yeşil ve siyah ya da bitki çayları gribe iyi gelir. Antioksidan içerir belirtileri rahatlatır. Buharı nefes tıkanıklığını açar. Bal ve limonla boğaz ağrısı ve öksürüğe iyi gelir.
8. Muz. Bulantı kusma ve ishale karşı iyi gelir. Çocukları korur. Pirinç elma ve tostla birlikte etkilidir.
9. Tost ve kraker. Mideyi rahatlatır sıcak çorbayla beraber iyi gelir.
Şeker ve laktozu azaltın, protein alın, vitamin ve kalori içeriklerini düşünerek beslenin.
Kaynak.7gunsaglik
1. Meyveli şeyler. Tatlı, şekerleme ya da meyvenin kendisi her şekilde sağlıklıdır. Yaralı, şişmiş, dikenli, ağrılı, iltihaplı boğaza meyve birebirdir. Sulu olması da iyidir griple mücadelede yardımcıdır. Mukusu temizler tıkanıklığı azaltır. Meyve suyu da faydalıdır. elma, üzüm ve çilek en iyileridir.
2. Hindili sandviç. Katı beslenmede yağsız protein iyidir. Hindi eti çok sağlıklıdır. İyi hissettirir, hastalıkla mücadele eder. Enerji ve lezzet verir. Kızılcık suyuyla tüketin.
3. Sebze suyu. Salatalık ve sebze suyu az tuzlu olduğunda bir bardak içilir. Bağışıklığı artıran antioksidanları içerir.
4. Tavuk çorbası. Besler ve nem içerir. Şifa verir anti - inflamatuar etkileri vardır. Sıcak içildiğinde bakteri ve virüslere karşı vücudu korur.
5. Sarımsak. Gıdalarda da kullanılır harici de yenir. Bu antimikrobiyal ve bağışıklık uyarıcı özellikleri olduğu ve tıkanıklığı rahatlatır.
6. Zencefil. Bulantı, mide ağrısı, ağrıları ve grip belirtilerini yatıştıran bir bitkidir. İnflamasyonu azaltır. Taze rendelenmiş zencefil çayda çorbada kullanılır.
7. Sıcak çay. Yeşil ve siyah ya da bitki çayları gribe iyi gelir. Antioksidan içerir belirtileri rahatlatır. Buharı nefes tıkanıklığını açar. Bal ve limonla boğaz ağrısı ve öksürüğe iyi gelir.
8. Muz. Bulantı kusma ve ishale karşı iyi gelir. Çocukları korur. Pirinç elma ve tostla birlikte etkilidir.
9. Tost ve kraker. Mideyi rahatlatır sıcak çorbayla beraber iyi gelir.
Şeker ve laktozu azaltın, protein alın, vitamin ve kalori içeriklerini düşünerek beslenin.
Kaynak.7gunsaglik
Antibakteriyel El Sabunundan Bakteri Çıktı
İnsanlar hangi temizlik ürününü kullanacağını şaşırdı, şimdi de kanserojen içeren bakteriler antibakteriyel el sabunundan çıktı. Kanada'da yaşanan olayın ayrıntıları.
Günlük hayatta el temizliği için tercih edilen ürünlerin başında gelen antibakteriyel sabundan bakteri çıktı. Antibakteriyel sabunlar üzerindeki kuşkuları güçlendiren bulgu Kanada Federal Sağlık Bakanlığı'nın incelemesi sonucu belirlendi.
Kanada Federal Sağlık Bakanlığı, ''Avmor Ltd'' isimli firma tarafından üretilen antibakteriyel sıvı el sabunlarını, içinde ''pseudomonas aeruginosa'' bakterisi saptanması üzerine piyasadan toplattı.
Bakanlığın sitesinden yapılan açıklamada, bulunan bakterinin insan sağlığı üzerinde ciddi risk oluşturduğu, immün sistemi sorunu olanlarda ise bu riskin daha da yüksek olduğu kaydedildi.
Saptanan bakterinin, sistik fibroz, HIV/AIDS, kanser, yanık, şeker hastası, karaciğer ve akciğer hastası olanları olumsuz etkileyeceği belirtilen açıklamada, immün sistemi zayıf ya da sorunlu olanlarda da zatürre, kemik, idrar yolu, mide-bağırsak ve kan enfeksiyonları ile menenjite neden olabileceğine dikkat çekildi.
Penisilin ve beta laktam grubu antibiyotiklere karşı dirençli olan ''pseudomonas aeruginosa'' bakterisi, özel antibiyotiklerle tedavi edilebiliyor.Kaynak.http://www.7gunsaglik.com
Günlük hayatta el temizliği için tercih edilen ürünlerin başında gelen antibakteriyel sabundan bakteri çıktı. Antibakteriyel sabunlar üzerindeki kuşkuları güçlendiren bulgu Kanada Federal Sağlık Bakanlığı'nın incelemesi sonucu belirlendi.
Kanada Federal Sağlık Bakanlığı, ''Avmor Ltd'' isimli firma tarafından üretilen antibakteriyel sıvı el sabunlarını, içinde ''pseudomonas aeruginosa'' bakterisi saptanması üzerine piyasadan toplattı.
Bakanlığın sitesinden yapılan açıklamada, bulunan bakterinin insan sağlığı üzerinde ciddi risk oluşturduğu, immün sistemi sorunu olanlarda ise bu riskin daha da yüksek olduğu kaydedildi.
Saptanan bakterinin, sistik fibroz, HIV/AIDS, kanser, yanık, şeker hastası, karaciğer ve akciğer hastası olanları olumsuz etkileyeceği belirtilen açıklamada, immün sistemi zayıf ya da sorunlu olanlarda da zatürre, kemik, idrar yolu, mide-bağırsak ve kan enfeksiyonları ile menenjite neden olabileceğine dikkat çekildi.
Penisilin ve beta laktam grubu antibiyotiklere karşı dirençli olan ''pseudomonas aeruginosa'' bakterisi, özel antibiyotiklerle tedavi edilebiliyor.Kaynak.http://www.7gunsaglik.com
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


















