Göz Sağlığı Haberleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Göz Sağlığı Haberleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kanser Taramasında Yeni Radyasyonsuz Görüntüleme

PET ve CT tarama teknikleri daha önceden bilindiği gibi kanser teşhisinde rol alan önemli yöntemlerdir.

Çocuklarda kanser gelişimini izlemek için kullanılır. Ancak bu yöntemler ikinci kanser riskini artıran radyasyonla yapıldığından çok risklidir. Yeni bir çalışmayla beraber radyasyonsuz tarama ve görüntüleme sistemi bulunmuş ve kanserin tekrarlanma riski önlenmek istenmiştir. Kaliforniya’da difüzyon ağırlıklı MR görüntüleme tekniği test edilmiştir. Tümörlerin görünürlüğünü artırmak için demir takviyesi yapılır. Süperparamanyetik demir oksit parçacıklardan oluşan bu yöntem verimlidir. Eski yöntemlerle karşılaştırılmıştır.

DNA hücrelerine zarar veren radyasyon frekansları verilmeden görüntüleme yapılması yaşam boyu kanser riskini 3 kata kadar azaltabilir. Çocuklarda özellikle uygulanan bu yöntemlerde radyasyonun verilmemesi kanser riskini büyük oranda azaltıyor ve güvenilir tarama yapılıyor. Lösemi ve beyin kanseri riskleri de önleniyor. Geleneksel görüntüleme yöntemleri ne yazık ki sağlığı bozuyor. Malign lenfoma tümörleri çocuk ve gençlerde kolayca büyüyebiliyor. Bu yeni teknik MR ile vücuda neredeyse 0 oranda radyasyon giriyor. Araştırmacılar kanser tanısını hızlandırmak ve erken müdahale ile ilgili çalışmalarını sürdürüyor.Kaynak.7gunsaglik

Uyku Apnesi Kemik Erimesi Yapar mı?

Gün geçtikçe vücudunuzda güçsüzlük halsizlik hissediyor ve kemik erimesi yaşıyorsanız uyku apnesine dikkat edin.

Uyku apnesinin, kemik ermesi riskini artırabileceği ortaya çıkarıldı.

Tayvanlı bilim adamlarının araştırması, uyku sırasındaki solunum duraklamalarının kandaki oksijen miktarını azaltması nedeniyle uyku apnesinin kemik erimesine yol açabileceğini gösterdi. Bilim adamları, 6 yıl boyunca uyku apnesi olan 13 bin kişinin sağlık durumunu, uyku sorunu bulunmayan 20 bin 655 kişininkiyle karşılaştırdı.

KEMİK ERİMESİ RİSKİ 2,7 KAT FAZLA

Uyku apnesi olanlarda kemik erimesinin, 2,7 kat fazla olduğu belirlendi. Bilim adamlarından Kai-Jen Tien, uyku apnesi sırasında birçok kez oksijen seviyesinin azalmasının, kemikleri hassaslaştırdığını ve kemik erimesini tetiklediğini, bu durumun da kemik kırıkları, hayat kalitesinin düşmesi ve hatta ölümle sonuçlanabileceğini vurguladı.

Araştırmanın sonuçları, Amerikan “Endocrinology” dergisinde yayımlandı. Uyku apnesi, uykuda solunumun en az 20 saniye süreyle normal değerinin altına düşmesi ile tanımlanıyor. Kandaki oksijen miktarı azalmasına ve karbondioksit miktarının artmasına neden olan uyku apnesi, erkeklerde ve kilolu kişilerde daha sık görülüyor.Kaynak.7gunsaglik

Depresyon Nedir, Nasıl Anlaşılır, Tedavisi Nedir?

Kendimizi her zamankinden aşağıda ve kötü hissetme durumudur. Ruh hali değişimi depresyon habercisi olabilir. Majör depresyon en az 2 hafta aralıksız sürer.

Günlük faaliyetlerin durdurulmasına kadar neden olabilir. Üzüntü ve ilgisizlik baş göstergeleridir.

Depresyon bir zayıflık işareti veya olumsuz bir kişilik değildir. Bu önemli bir halk sağlığı sorunu ve tedavi edilebilir bir tıbbi durumdur.Diğer kişilere göre çok farklı davranır.

Duygusal ve fiziksel belirtileri vardır. Üzgün ve kötü bir ruh hali, hiçbir şeyden zevk alamama, suçluluk ve değersizlik hissi, umutsuzluk, intihar ve ölüm düşünceleri ruhsal belirtileridir.

Fiziksel belirtileri ise, yorgunluk, enerji azalması, uykusuzluk, aşırı uyuma, sabah erken uyanma, baş ve vücut ağrıları, kramp, sindirim sorunlarıdır. İştah kaybı ya da açılması, kilo kaybı ya da aşırı alımı da diğer belirtileridir.

Depresyonda olan kişilerde intihar girişimleri gözlenebilir bu nedenle hassas ve dikkatli olunmalıdır. Zarar verici, saldırgan ve riskli davranışları olabilir. Herkes risk altında olabilir.

Günümüzün büyük sağlık sorunu depresyon, herkesi etkileyebilir. Genetik de burada etkilidir. Kardeş ve ebeveynde var ise çocukta da gelişebilir. Beyindeki kimyasalların yanlış veya eksik işleyişinden ileri gelir. Diğer tetikleyiciler bazı ilaçlar , alkol veya madde bağımlılığı, hormonal değişiklikler olabilir. Tedavide konuşma terapisi, psikolog tedavisi, ilaçlar, egzersiz, ışık terapisi, diyet terapisi yapılabilir. Hayvanlarla vakit geçirmek, sosyal olmak, son çare olarak elektriksel beyin tedavisine girmek gerekebilir.
Kaynak.7gunsaglik

Aşırı Oksidanın Hücrelere Zararları

Gençliği ve sağlığı korumak için vitamin kapsülü formunda alınan antioksidanlar fazla alındıklarında oksidan hasarını artırıp, hücre doğal döngü süreçlerini olumsuz etkileyebiliyor.

M-Onep Etiler Kliniği’nden Dermatolog Dr. Ömür Tekeli; antioksidan hapların eksik tüketilen meyve, sebzeye alternatif olarak kullanıldığını, bir doktora danışmadan gelişigüzel alınan bu hapların düzenli meyve ve sebze alımına alternatif olamayacağını belirtiyor.

Oksidan nedir?
İnsan ömrü boyunca sürekli oksidanlara maruz kalır. Serbest radikal olarak adlandırılan bu ürünler sağlıklı veya hastalıklı reaksiyonlar sırasında oluşabilen, eşlenmemiş elektronu bulunan atom ve moleküllerdir. Reaktif oksijen ürünleri (ROS) sağlıklıyken de, hastalık koşullarında da oluşabilir.

Her şeyin yolunda gittiği normal koşullarda yaklaşık %1 oranında ROS oluşur. Yoğun egzersiz esnasında, mikrobik infeksiyonlarda, kronik inflamatuar hastalıklarda, alerjik hastalıklarda, yüksek oksijen basıncında, hava kirliliği, sigara dumanı, pestisid, insektisid gibi böcek ilaçlarına, radyasyon, ilaç ve çeşitli toksik maddelere maruziyetlerde, kanlanmanın bozulup düzeldiği durumlarda serbest oksidanlar artış gösterir.

Antioksidanlar nasıl çalışır?
Antiksidanlar, oksidanların yıkıcı etkilerini azaltıp vücudun içeriden ve dışarıdan yenilenmesini sağlarlar. Antioksidanları hap olarak değil besinler yoluyla almak daha sağlıklıdır.

En güçlü antioksidanlar hangileridir, ne işe yarar, nerelerde bulunur?

C Vitamini
Sadece gripten korunmak için değil, cildinizi de genç tutmak için C vitamini alın. Bu vitamin Melasma adlı lekede, güneşin yaşlanma etkilerini gidermede, dermaroller ile birlikte çatlak tedavilerinde oldukça etkili. Eczane ve kliniklerde bulacağınız C Vitamini serumları, ciltteki ince kırışıklıklar ve yenilenmede de oldukça etkilidir. Nerede bulunur: Turunçgiller, kivi, kuşburnu

E vitamini
İkinci favori antioksidanımız E vitamini, göz çevresi kırışıklığını tedavisinde sıklıkla başvurulan, saç sağlığı için de ampul formu önerilen bir vitamindir. Cildin kendini onarıp yenilemesinde önemli rolü olan e vitamini domates, ayçekirdeği, balık, et, süt, yapraklı sebze, fındık soya ve buğdayda bolca bulunur.

Diğer güçlü antioksidanlardan Selenyum (patates, pirinç, kaya balığında), Çinko (fasulye midye, mısır gevreğinde), Demir (tavuk ciğeri, kırmızı et, midyede), Bakır (mercimek, soya, bezelyede) ultraviyole hasarına karşı belirgin koruyuculukları ile tanınırlar.

Koenzim Q-10 kollajen ve elastin üretimini artırıcı özelliğiyle çok önemli bir yaşlanma karşıtı antioksidandır. Bu enzim alabalık, fındık, brokoli, ıspanakta bulunur vücut tarafından da üretilir.

Domateste bolca bulunan Likopen oldukça popüler bir kanser karşıtı, güneşten koruyucu özelliği de olan antioksidandır.

Zerdeçal’daki hint safranı, kahvedeki Coffeberry, üzümdeki Resveratrol üzüm çekirdeği ve yeşil çayın kendisi yüksek etkili antioksidanlardandır. Yaban mersini, üstün C ve E vitamini deposu oluşuyla, ginkgo biloba radyasyon hasarından koruyuculuğu ile ginseng de tümör hücrelerine karşıt etkisiyle oldukça değerli antioksidanlardandır.

Dr. Ömür Tekeli, hap şekil ve formlarındaki antioksidanların fazlası tam tersi bir etki yaratırken, antioksidanlarca zengin doğal beslenmenin riski olmadığını dile getirdi.
Kaynak.7gunsaglik

Diyabetik Retinopati: Şeker Hastalarında Oluşan

Şeker hastalığı olan kişilerde görülen bir göz rahatsızlığıdır. Retinadaki kan damarları diyabetli hastalarda oldukça hassaslaşır.

Hasar gören retina damarlarında retinopati oluşur. Tip 1 ya da tip 2 diyabette bu hastalık gelişebilir. Hafif görme sorunlarıyla başlayan rahatsızlık daha da ilerleyebilir. Yetişkinlerde körlük sorununun en büyük sebeplerinden biri retinopatidir. Erken müdahale edilmez ve tedaviden kaçınılırsa körlük yaşanabilir. Erken diyabetik retinopati nonproliferatif diyabetik retinopati olarak da bilinir.

Bu aşamada hasar gören göz kan damarları gözün içine kan ve sıvı sızdırır. Retna veya makula merkezi şişmeye başlar ki bu duruma makula dejenerasyonu da denir. Gelişmiş evresinde ise kan damarları büyümeye başlar yeni kan damarları gözün ortasında belirir.

Aşırı kandaki şeker seviyeleri bunun birinci sebebidir. Beynin görme sinyallerinin alındığı ve iletildiği kanal olan retina damarlarına kan akışı engellenir ve görme sorunları hatta körlük bile yaşanabilir. Skar dokusunda sızıntı başlarsa görme yetisi kaybedilir. Uzun yıllardır diyabet hastası olanların retinopatiye yakalanma riski daha yüksektir. Belirtileri;

Uçuşan cisimler ya da karaltılar görmek,
Geceleri zor görme,
Bulanık görme veya görme kaybı,
Renkleri ayırt etmede zorluktur.

Teşhisi için muayeneye gidilir. Kan damarları, dokular ve göz iyice incelenir, floresein anjiyografi testi yapılabilir. Tedavisine düzenli göz muayeneleri önerilir. Diyabet tedavi edilir. Lazer tedavisi ve yaşam tarzı değişiklikleri uygulanabilir.
Kaynak.7gunsaglik

Gözlük Alırken Nelere Dikkat Etmeliyiz?

Prof. Dr. Ayşe Yağcı göz sağlığı için pazardan gözlük alınmamasını öneriyor.

Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Yağcı, güneş gözlüğünün hem ultraviyole ışınlardan hem de sıcağın alerjik etkilerinden gözleri koruduğuna dikkati çekerek "Sadece erişkinler değil 2 yaşından itibaren çocuklar da güneş gözlüğü takmalıdır" dedi.

Ayşe Yağcı, yaptığı açıklamada, atmosferde olan değişimlerle ultraviyole A ve B ışınlarının yeryüzüne daha fazla ulaşmaya başladığını, bunun da önlem alınmaması halinde başta cilt kanseri olmak üzere çeşitli sağlık problemlerine neden olduğunu anlattı.

“Havanın güneşli olduğu kış aylarında da gözlük kullanılmalı”

Bu ışınların gözlere de zararı olduğuna dikkati çeken Yağcı, şöyle konuştu:

"Özellikle açık renkli gözler güneş ışınlarından daha fazla etkilenir. Ultraviyole ışınlar alerjiye, görmeyle ilgili rahatsızlıkları neden olabilir. Bu ışınların en fazla etkisini göz yüzeyinde görüyoruz. Işınlara karşı tedbir alınmaması halinde gözün beyaz olarak görülen katmanının üzerindeki konjonktiva tabakasında kötü huylu tümörlerin gelişmesine neden olunabilir. Bu nedenle güneş gözlüğü kullanmak zorundayız. Sadece yazın değil havanın güneşli olduğu kış aylarında da gözlük kullanılmalı.

Gözlük hem ultraviyole ışınlardan hem de sıcağın alerjik etkilerinden gözleri koruyor. Bu nedenle de çok yararlı. Alerji olsun olmasın mutlaka ultraviyole ışınlardan korunmak için çok küçük yaşlardan itibaren güneş gözlüğü takmalı. Sadece erişkinler değil 2 yaşından itibaren çocuklar da güneş gözlüğü takmalıdır."

Gözlük alırken nelere dikkat etmeli?

Güneş gözlüğünün markasından ziyade camın kalitesinin çok daha önemli olduğuna işaret eden Ayşe Yağcı, ultraviyole A ve B ışınlarına karşı etkili camı olan gözlüğün tercih edilmesi gerektiğini vurguladı. Pazarlarda satılan gözlüklere itibar edilmemesini isteyen Yağcı, şöyle devam etti:

"Gözün daha kaliteli görmesi açısından ışığı yansıtmayan camları tercih etmeliyiz. Gözlüğün camı bu özellikte olmalı. Pazarlarda satılan gözlüklere kesinlikle itibar edilmemeli. Çünkü onlar mikadan yapılmış cam görünümlü şeyler. Mutlaka göz doktorunun tavsiyesini alarak ya da camın özelliklerini belirten bir sertifikası olan güneş gözlüğü tercih etmek lazım. Güneş gözlüğünün amacı, güneş ışınlarının zararlı etkilerinden korunmaktır. Pazarlardan alınacak gözlükler ultraviyole ışınları emmediği için bir anlam taşımaz. Gözlük takmış sanırsınız ama takmamış olursunuz."
Kaynak.7gunsaglik

Depresyon ve Diyabet, Böbrek Hastalığı Riskini Artırabilir

Diyabetli hastalar bir de depresyon sorunu yaşıyorsa böbrek hastalığı riskleri artıyor.

Kronik böbrek hastalığı riski bu kişilerde oldukça yüksek. Kronik böbrek hastalığı böbrek yetmezliğine kadar gidebiliyor. Böbrek fonksiyonları kaybedilebilir. Uzun süre depresyondan muzdarip diyabet hastaları yaş ilerledikçe bu sorunları daha sık yaşıyor ve tedavide geç kalındığında diğer sağlık sorunları gelişebiliyor.

Seattle’daki Washington Üniversitesi’nden bir nefroloji uzmanına göre böbrek sorunları ve depresyon ilişkisi birbirini tetikleyebilen sorunlar ve şeker seviyeleri dengesizliştikçe risk artıyor. Diyabet ileri yaşlarda özellikle ciddi bir risk ve sağlık sorunu. Ayrıca başka sorunlara yol açıyor.

Böbrek fonksiyonlarına lab testlerinde bakılmış ve depresyonun etkileri görülmüştür. Diyabette risk faktörleri, yaş, etnik köken, yaş, medeni durum, eğitim durumu, sigara durumu, vücut kitle endeksi, yüksek kan basıncıdır. Kilolu ve tansiyon hastası olmak riski artırır. Yine sigara içmek ve mutsuzluk gibi nedenleri de vardır.

Majör depresyon çekenlerde böbrek yetmezliği riski %85 oranındadır. Düşük enerji , iştah azalması, uykuda zorluk ve ilgi eksikliği depresyon belirtileridir. Majör ve minör depresyonda böbrek sorunu iki katı artar. Kalp sorunları ve enflamasyon sorunlarını da beraberinde getirir. Sebep sonuç ilişkileri üniversitelerde uzmanlar tarafından araştırılmaktadır.
Kaynak.7gunsaglik

Birden Fazla Bebekte Gebelik Komplikasyonları

Çoklu gebelikler tekli gebeliklere göre daha risklidir çünkü anne karnında birden fazla bebek vardır.

Komplikasyon riski de böylece artar. Erken doğum, düşük gibi riskler artar. İkizlerin %60 ı zamanında önce doğuyor. 37 haftayı tamamlamadan 35 haftada doğabilir. Üçüz gebeliklerde 33 hafta daha fazla bebekte 29 ve altına düşebilir. Erken doğumda riskler büyüktür. Bebek tam hazır değilken tam gelişmiyor. Akciğerler, beyin, diğer organlar tam gelişmiyor.

Bağışıklık sistemi hazır olmuyor ve enfeksiyonlarla mücadelede zorlanıyor. Erken doğan bebekler kolay hastalanıyor hatta hayatını kaybetme riski yüksek. Sağlıklı bir kiloya ulaşmakta zorluk çekerler. Büyük ihtimalle normal kiloya ulaşamazlar. Düşük kiloda olduklarından nefes almada güçlük çeker ve solunum cihazına bağlanırlar.

Yenidoğan bakım ünitesinde gelişmeleri için haftalarca beklenebilir. İdrarda yüksek protein ve yüksek tansiyon sorunları görülebilir. Plasentadan gelişmeye başlayan preklamsi sorununda ciddi hayati riskler söz konusudur. İnsülin kandaki şeker seviyeleri düzgün olmayabilir. Doğumdan önce rahim duvarından ayrılan bebeklerde erken doğum, düşük ve büyüme sorunları görülecektir. Tek bebeğe hamilelikte bu sorunlar çok az ihtimaller görülürken birden fazla gebelikte bu sorunlar yaşanabilir.
Kaynak.7gunsaglik

Lazerli Göz Cerrahisinde Bilinmesi Gerekenler

Miyop ve hipermetrop göz bozukluğu olan kişilerde kullanılan lazer teknolojisi cerrahisi hakkında bilmemiz gerekenleri öğrendik.

Astigmat için de kullanılan yıllardır popülerliğini koruyan bu ameliyat gözün ve retinanın arka kısmında ışık ayarlayan bölümde onarmalar gerçekleştirir. Tüm görme kusurlarını hedef alan bu yöntem gözün açık ön kısmını yeniden onarır. Bir dizi cerrahi işlemle kornea yapısı düzeltilir. Pek çok avantajı vardır. %96 oranında görüşü düzeltir. Görmeyi geliştirir. İşlem sonrası uyuşukluk ve ağrı çok azdır hemen geçer.

Bandaj ve dikiş gerekmez. Gözlük ve lens kullanım oranını düşürür. Eksileri ise yapılan işlemler korneada geri alınamaz. Kalıcı görme sorunları doktorun hatasında gelişebilir. Nadiren görme kaybı yaşanabilir. 1-2 günlük kısa sürelerde potansiyel yan etkileri şunlardır. Parlak görme, hareli görme, gece sürüşte zorlanma, dalgalı görüş ve kuru gözler. Göz cerrahınız ile ameliyat öncesinde konuşun detayları bilin ve hazır olun. Testler yapılacak tıbbi geçmişiniz incelenecektir. Ameliyat sabahı hafif beslenin ve rahat olun.
Kaynak.7gunsaglik

Kuru ve Kırmızı Göz Hastalığında Etkili Bakım ve Tarama

Göz bakımında ve tedavisinde teşhis ve tanıyı izleyen segment kavramlı yaklaşımlar ve gelişmeler yaşanıyor.

Hastanın klinik bulgularının doğru değerlendirilmesi sağlık uzmanlarına şart koşuluyor. Nokta-bakım tanı testi ve segment kavramı üzerinde durmak göz cerrahisinde önem taşır. Kullanılan teknolojiler tedavinin etkinliği hakkında ipucu verir. Göz kuruluğu için TearLab Osmolarite tekniği kullanılır. Ölçülebilir şekilde gözyaşı testi uygulanır. Akıllı tarama ve tedavi programına göre uygun tedaviye yönlendirilir. Glokom testi gibi benzer testler uygulanır.

Konjonktivit olduğu şüphe edilen kırmızı göz sorunu olan hastalar için risk söz konusudur çünkü gözde enfeksiyon riski vardır. Doğru tanı uygun yönetim iyi hijyen, kısıtlamalar ve tedavi gerekir. Adenovirüs için tanısal testler yapılır. Hastaya sorular yöneltilir. Belirtiler izlenerek soruna ulaşılır. 10 dakikalık AdenoPlus taraması yapılır.

Taramada %96 teşhis söz konusudur ve tedavi süreci ile izleme süreci hassastır. Viral bakteriyel enfeksiyonlar gözde gelişmiş ise gereken ilaçlar verilir. Antibiyotik çoğu durumda tercih edilir. %65 oranında virüsü etkisizleştiren topikal jeller verilebilir. 5-10 yıl içinde gelişecek klinik uygulamalar ile göz cerrahisinde çığır açılması bekleniyor.Kaynak.7gunsaglik

Dikkat Bu Mantar Çok Tehlikeli!

Candida Albicans isimli bir mantar sinsi bir virüs gibi ilerliyor. Hastalıklara ve ölümlere sebep.

Konuyla ilgili bilgi veren Dr. Sinan Akkurt, bir numaralı tetikleyicisinin aşırı antibiyotik kullanımı olduğuna dikkat çektiği Candida Albicans mantarının insan bedenindeki sinsi bir ajan olduğuna dikkat çekti.

Normal koşullarda bağırsaklarda vitamin üreten bakterilerle dengede bulunan bir mantar çeşidi olan Candida Albicans mantarı, bağırsak duvarına yapışarak orada yaşıyor. Aşırı çoğalması ve yer değiştirmesi durumunda ise başta enfeksiyon oluştururken, ardından birçok hastalığın tetikleyicisi olabiliyor. Konuyla ilgili bilgi veren Biorezonans Uzmanı Dr. Sinan Akkurt, Candida Albicans mantarının çoğalmasında aşırı antibiyotik kullanımının önemli bir etken olduğuna dikkat çekti. Gereksiz yere kullanılan antibiyotiklerin yanı sıra rafine un ve şekerin fazla tüketimi, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve beslenme eksikliklerinin de bu mantar türünü çoğaltan etkenler olduğunu belirtti.

Candida Albicans mantarı ile doğrudan bağlantılı rahatsızlıklar arasında ağızda beyaz pamukçuk, aft, şişkinlik, bağırsak krampları, anüste kaşıntı, vajinal mantar, sık mesane iltihapları, adet sendromları, halsizlik, enerji kaybı, düşük libido, depresyon, konsantre olamama ve alerjileri sıralayan Dr. Akkurt, tedavi için öncelikle beslenme planının değişmesi gerektiğini vurguladı. Özellikle rafine un ve şekerden uzak durulması, kefir, turşu, yoğurt, ayran, lor peyniri, sarımsak, üzüm çekirdeği, keten tohumu  gibi bağırsak florasını destekleyici gıdalar alınmasını öneren Dr. Sinan Akkurt, biorezonans metoduyla iki seansta tedavinin tamamlanabildiğini kaydetti.Kaynak.7gunsaglik

Doğumda Kaybedilen Bebekler ve Son Durum

Tüm verilere bakıldığında bu güne kadar oldukça fazla oranda bebek doğum esnasında yaşamını yitirdi, şimdi durum ne?

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2013 yılı ölüm istatistiklerini açıkladı. Buna göre, 2012 yılında 376 bin kişi yaşamını yitirirken, bu sayı 2013'te 372 bin 94'e geriledi. Ölenlerin yüzde 55'ini erkekler, yüzde 45'ini kadınlardan oluştu.

Kaba ölüm hızı 2012 yılında binde 5 iken, 2013 yılında binde 4,9'a düştü. Diğer bir ifadeyle 2012 yılında bin nüfus başına 5, 2013 yılında bin nüfus başına 4,9 ölüm gerçekleşti.

Geçen yıl kaba ölüm hızının en yüksek olduğu il binde 9,2 ile Kastamonu oldu. Kastamonu'yu binde 9 ile Sinop, binde 8 ile Çankırı, binde 7,9 ile Çanakkale ve Kırklareli izledi. Kaba ölüm hızının en düşük olduğu iller ise binde 2,7 ile Hakkari ve Şırnak oldu. Bu illeri binde 3 ile Batman, binde 3,1 ile Mardin ve binde 3,2 ile Şanlıurfa, Muş ve Diyarbakır izledi.

ÖLENLERİN YÜZDE 47,1'İ, 75 VE ÜZERİ YAŞTAKİLER

Ölümler yaş grubuna göre incelendiğinde, en yüksek ölüm oranının 75 ve daha yukarı yaşta olduğu görüldü. 75 ve daha yukarı yaşta ölenlerin oranı 2012 yılında yüzde 46,2 iken, bu oran 2013 yılında yüzde 47,1'e yükseldi. En düşük ölüm oranı ise 2012 yılında yüzde 0,5 ile 10-14 yaş grubunda görülürken, 2013 yılında yüzde 0,5 ile 5-9 ve 10-14 yaş gruplarında izlendi.

Ölümler yaş grubu ve cinsiyete göre incelendiğinde, yaş grupları arasındaki cinsiyet farklılığının belirgin olduğu ve en yaşlı kuşak olan 75 ve daha yukarı yaş grubu dışındaki bütün yaş gruplarında erkek ölüm sayısının, kadın ölüm sayısından daha fazla olduğu tespit edildi.

BEBEK ÖLÜMLERİ

Bebek ölüm sayısı 2012 yılında 14 bin 931 iken bu sayı 2013 yılında 13 bin 900'e düştü. Bebek ölüm hızı, 2012 yılında binde 11,6 iken bu hız 2013 yılında binde 10,8 oldu.

Bebek ölüm hızı illere göre incelendiğinde, 2013 yılında bebek ölüm hızının en yüksek olduğu il binde 25,1 ile Kilis oldu. Kilis'i binde 17,2 ile Batman ve Gaziantep, binde 17,1 ile Van ve binde 16,8 ile Ağrı izledi. Bebek ölüm hızının en düşük olduğu il ise binde 5,3 ile Tunceli oldu. Tunceli'yi binde 5,8 ile Rize, binde 6,3 ile Kırşehir ve binde 6,5 ile Bartın izledi.

Bir ayını doldurmadan ölen bebeklerin oranı 2012 yılında yüzde 65,8 iken bu oran 2013 yılında yüzde 64,7'ye düştü. 2013 yılında ölen bebeklerin yüzde 13,8'inin ilk gün, yüzde 30,6'sının 1-6 günlükken, yüzde 20,3'ünün ise 7-29 günlükken öldüğü görüldü. 1-4 aylıkken ölen bebeklerin oranı ise yüzde 22,8 oldu.Kaynak.7gunsaglik

Göz Kanseri Nedenlerinden Biri de Solaryum

Göz kapağı ve konjonktivada kansere yol açabilen ışınlardan en çok açık renkli gözler etkileniyor..
Solaryumdaki ultraviyole ışınlarının göz sağlığını tehdit ettiğini belirten Dr. Şenay Yılmaz, bu ışınlardan korunmak için mutlaka koruyucu gözlük kullanılması gerektiğinin altını çizdi.

Dr. Yılmaz, gün boyunca uzun süre ultraviyole ışınlarına maruz kalmanın kısa dönemde gözlerde derideki güneş yanığına benzer hasar oluşturduğunu söyleyerek, “Korneadaki bu zedelenmeler genellikle ağrılıdır. Bulanık görmeye yol açar ve birkaç gün içerisinde iyileşebilmektedir” dedi.

ULTRAVİYOLE SEVİYESİ NERELERDE ARTAR?

Ultraviyole ışınların göz üzerindeki esas ciddi olumsuz etkilerinin uzun dönemde görülebileceğini ifade eden Dr. Şenay Yılmaz, şunları söyledi: “Sürekli ultraviyoleye maruz kalmakla ortaya çıkan makule (sarı nokta) dejenerasyonu, solar makulopati, pterjiyum, katarakt ve göz kapaklarını kaplayan deride ve konjonktiva tabakasında kanser oluşumuna neden olduğu bilinmektedir. Güneşe maruz kalınma derecesini artıran faktörler ultraviyole ışınlarının göze verebileceği hasarı artırabilmektedir. Ultraviyole etkisi karda, kumda ve suda daha fazladır. Deniz seviyesine göre yükseklik arttıkça ultraviyole seviyesi artar. Açık renkli gözlere ve deriye sahip kişiler ultraviyole açısından daha fazla risk taşır.”

Yılmaz, ultraviyole ışınlarının saat 10.00 ile 16.00 arasında en yüksek seviyede bulunduğunu hatırlatarak, “Ultraviyolenin en kuvvetli geldiği dönem ilkbahar ve yaz aylarıdır, sonbahar ve kış aylarında ultraviyole seviyesi düşer” diye konuştu.

ÇOCUKLAR DA RİSK ALTINDA

Dr. Şenay Yılmaz, güneşle temasta bulunan herkesin bu zararlı ışınlara karşı gözlerini koruması gerektiğini vurgulayarak, şöyle konuştu:

“Ancak özellikle açık renk gözlüler, makula dejenerasyonuna genetik eğilimi olanlar, gözlerinden herhangi bir cerrahi operasyon geçirmiş olanlar ve lazer tedavisi görmüş olanlar yüksek risk grubunu oluşturmaktadır. Çocukların göz merceğinin ultraviyole ışınları süzebilme yeteneğinin yetişkinlere göre az olması nedeniyle çocuklar da yüksek risk grubuna girmektedir.”

SOLARYUMDA GÖZLÜK TAKILMAZSA NELER OLUR?

İnsanın güneşe bakmaya çalıştığı zaman, kornea ve göz içi merceğinin ultraviyole radyasyonunu emebileceğini ifade eden Dr. Yılmaz, “Doğal güneş ışığına maruz kalmak gözü savunma mekanizmasına iter. Bu da göz bebeklerinin küçülmesi ve gözlerinin kısılması demektir. İnsan solaryuma girince kontrollü koşullarda ultraviyole radyasyona maruz kalır ve göz savunması en düşük seviyededir. Solaryumda gözlük takmadığınız zaman oluşabilecek göz rahatsızlıklar fotokeratit ve konjonktivittir. Konjonktivit göz kapaklarının iç yüzeyiyle skleranın bir kısmını örten ince zar olan konjonktivanın yanmasıdır. İki durum da ağrılı güneş yanığı gibidir. Solaryumda güneşlenmek için, göz koruması şarttır. Mutlaka koruyucu gözlük kullanmak gerekir” uyarısında bulundu.
Kaynak.7gunsaglik

Gözleri Bastırarak Kaşımayın Çünkü Zararlı

Göz alerjisi ve yanlış hareketler hakkında uzman bilgileri ve önerileri..

Prof. Dr. Ayşe Yağcı, özellikle bahar ve yaz aylarında çimen, ağaç ve çiçeklerden salgılanan polen miktarının artmasına bağlı olarak daha fazla görülen göz alerjisinin temel belirtisinin gözde kaşıntı olduğunu bildirdi.

Prof. Dr. Yağcı, göz alerjisinin sıcak iklim ülkelerinin ciddi bir problemi olduğunu, Türkiye’de de çok sık görüldüğünü anlattı.

Polen miktarının artmasıyla birlikte nisan, mayıs aylarında başlayan alerjinin eylül ayına kadar sürdüğüne dikkati çeken Yağcı, şöyle konuştu:

"Göz alerjisi çocukluk çağında başlıyor ve ergenliğin sonuna kadar ilerliyor. Ondan sonra da yavaş yavaş azalıyor. Önemli olan bu süreç içinde gözde kalıcı zarar oluşturmadan göz sağlığını koruyarak geçirmektir. Alerjisi olan kişinin temel şikayeti göz kaşıntısıdır. Gözleri ovuşturarak kaşımamak lazım. Bastırarak göz kaşındığı zaman buna neden olan kimyasal maddeler daha çok ortaya çıkar ve göze zarar verir. Göz o zaman daha çok kaşınır. Göz alerjisinden korunmak için güneş gözlüğü takılmalı, şapka kullanılmalı, güneşin atmosfere dik geldiği 10.00-16.00 saatleri arasında dışarıya çıkılmamalı. Gölgede oturulmalı, tozlu ortamlara pek girilmemelidir."

"KORTİZONLU DAMLALAR GÖZDE KALICI HASARLAR OLUŞTURABİLİR"

Alerjinin kaşıntıyla birlikte gözde kızarmaya, iltihabi şeklinde iplik gibi uzayan salgıların oluşmasına, gözlerin güneşten rahatsız olmasına neden olduğuna işaret eden Yağcı, bu tür şikayetleri olan kişinin mutlaka hekime başvurması gerektiğini vurguladı.

Kaşıntının arttığı zamanlarda soğuk pansuman tavsiye ettiklerini dile getiren Yağcı, şöyle devam etti:
"Göz alerjisinden en önemli korunma yöntemi alerjene maruz kalmamak. Ancak kişi bu alerjiye yakalanmışsa soğuk suya batırılmış pamuk ya da soğuk suyla gözleri yıkayarak alerjiden korunulabilir. Mutlaka hekim tavsiyesiyle ilaç kullanılmalı. Doktor tavsiyesi olmadan kortizonlu damlalar çok kullanılıyor. Bunların gözlerde geri dönüşü olmayan görme kaybına neden olabilecek zararlı etkileri var. O nedenle kesinlikle kendi başına, doktorun tavsiyesi olmadan ilaç kullanmamak gerekiyor. Alerji dikkate alınması gereken önemli bir rahatsızlık."
Kaynak.7gunsaglik