Ağız ve Diş Sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ağız ve Diş Sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sağlıklı Ağız Ve Dişlere Sahip Olmak

Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Doç. Dr. Şule Çıldır, Türk toplumunda çürük görülme oranının yüzde 90’ların üzerinde olduğunu belirterek, sağlıklı ağız ve dişlere sahip olmanın yöntemlerini anlatıyor.

Son 10 yıl içerisinde Türkiye’nin, bilimsel ve modern diş hekimliği uygulamalarının yapıldığı sayılı ülkeler arasında yer aldığını belirten Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Doç. Dr. Şule Çıldır, “Bilimsel ve klinik başarılarımıza rağmen toplum olarak yeterli ağız ve diş sağlığı düzeyine henüz kavuşabilmiş değiliz” diyor.

Diş çürüğünün yanı sıra dişeti hastalıklarının da sıklıkla görüldüğü Türkiye’de, araştırmalar nüfusun yüzde 66’sının son iki yıldır herhangi bir diş hekimine kontrole gitmediğini; düzenli olarak diş hekimine gidenlerin oranının ise sadece %11 olduğu ortaya koyuyor.

Doç. Dr. Şule Çıldır, ağız ve diş sağlığının genel sağlığın önemli bir parçası olduğunu ve onu korumanın tedavi ettirmekten çok daha kolay ve ekonomik olduğunu belirterek, sağlıklı ağız ve dişlere sahip olmanın yollarını şöyle sıralıyor:

Ağız içi bakım ürünleri nasıl seçilmeli?
Piyasada cazip görünen pek çok ürün var. Bu ürünlerin arasından seçim yapmadan önce diş hekiminize danışın. Çünkü, size uygun en iyi diş macunu ve fırçanın hangisi olduğu, ağzınızın durumuna göre değişiklik gösterir.

Diş fırçası ne kadar kullanılmalı?
Bir diş fırçasının kullanım süresi en fazla 2-3 ay olmalıdır. Ancak bu süre, kullanım sıklığına ve fırçalama şekline göre değişiklik gösterebilir. Bir diş fırçasının bozulduğu, kıl demetlerinin birbirinden ayrılmasından, dağılmasından ve eğilmesinden anlaşılır.

En doğru diş fırçalama tekniği hangisidir?
Fırça 45 derecelik bir açıyla dişe yaklaştırılmalı ve dişler yatay olarak ileri-geri hareketlerle fırçalanmalıdır. Arkasından, dişetinden aşağıya doğru bir süpürme hareketiyle işlem tamamlanır. Dişlerin iç yüzeyleri, özellikle ön bölgeler dar olduğundan dik olarak fırçalanmalıdır. Bakteri plağı ve yiyecek artıklarının yoğun olduğu dişlerin arka yüzleri, arka dişler ve dil de temizlenmelidir. Dişleri aşındıracak kadar büyük bir kuvvetle diş fırçalamaktan kaçınılmalı ve dişler yumuşak hareketlerle
fırçalanmalıdır.

Dişetlerinin fırçalanması neden gereklidir?
Diş fırçalama sırasında yapılması gereken diğer bir işlem de dişetlerinin fırçalanmasıdır. Fırçalama sırasında dişetlerinde kanama olsa da fırçalamaya ara verilmemeli ve doğru bir teknikle fırçalamaya devam edilmelidir. Bu sayede dişetinde, yanlış fırçalamaya bağlı olarak gelişen ödem birkaç gün içerisinde iyileşir ve kanama da kendiliğinden geçer.

Diş ipi kullanılırken nelere dikkat etmek gerekir?
Diş ipi kullanımına başlarken, kolay kullanım amacıyla mumlu diş ipleri tercih edilir. Ayrıca çürük gelişiminin önlenmesine yardımcı olacak fluoridli diş ipleri de tercih edilebilir.

Diş ipi her iki elin işaret parmağına dolanarak ve başparmak yardımıyla kullanılır.
Diş ipini yavaş hareketlerle ve kontrollü bir şekilde dişler arasından geçirmek gerekir. Dişetini yaralayacak sert ve ani hareketlerden kaçınılmalıdır.

Dişlerin ara yüz bölgelerini en ideal şekilde temizleyebilmek için diş ipini, dişin üzerinde, “C” harfi çizecek şekilde ileri-geri ve yukarı-aşağı doğru hareket ettirmek gerekir.Kaynak.http://www.7gunsaglik.com

Diş Ağrıları Sinüzit Belirtisi Olabilir

Toplumda sık karşılaşılan sinüzit; burun tıkanıklığı, burun akıntısı gibi klasik belirtilerin dışında; kendini üst dişlerde ağrı ile de gösterebiliyor. 10 günü geçen baş ağrısı, tıkalı ve şiş burun ile yüzde basınç hissi gibi belirtiler ise hastalığın sizde de olabileceğine işaret ediyor.

Sinüsler yüz ve kafa kemiklerinin içerisine yerleşmiş içi havalı boşluklar olarak tanımlanıyor. İnsan vücudunda üst çene kemiğinde karşılıklı iki büyük yanak sinüsü, alın kemiği içerisinde bir büyük alın sinüsü, gözlerin arasına yerleşmiş küçük odacıklardan oluşan etmoid sinüsler ve kafa tabanına yerleşmiş bir de derin sinüs bulunuyor. Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Bahadır Baykal, “Sinüslerin ayrı ayrı ya da bölgesel olarak sadece bir yüz yarısında ya da hep birlikte iltihaplanma haline ‘sinüzit’ adı veriliyor” diyor.

KRONİK Mİ AKUT MU?
Baş ağrısı, burun akıntısı ve ateş gibi belirtilerin yeni başladığı klinik tablo, akut sinüzit olarak tanımlanırken, çoğu zaman farkında olmadığımız, 10 - 15 günden beri sürmekte olan uzamış nezle halinin akut sinüzit olduğuna dikkat çekiliyor. Yıllarca tekrarlayan belirtilerle karşılaşılması ise sinüzitin kronikleşmiş olduğu anlamına geliyor.

ÜST DİŞLERDE AĞRI NEDENİ
Özellikle yanak sinüsleri, (maksiler sinüsler) konumları nedeniyle üst çene dişleri ile yakın ilişki içinde bulunuyor. Bu bölgedeki dişlerden bazılarının kökleri, yanak sinüsünün içine girmiş olabiliyor. Bu durum herhangi bir soruna yol açmasa da bu dişlerin iltihaplandığı durumlar veya diş çekimi sonrasında kişide sinüzit gelişebiliyor. Kökü yanak sinüsünün içinde olan bir diş çekildiğinde de, sinüs boşluğu ile ağız içerisindeki kirli ortam arasında bağlantı olabiliyor. “Oroantral fistül” olarak adlandırılan bu durumda, ağızdaki bakteriler sinüs içerisine gidiyor ve sinüzite yol açıyor. Bu açıklığın fark edildiği anda kapatılmaması halinde sık tekrarlayan sinüzit atakları meydana geliyor.

TEDAVİYE ARA VERMEMEK GEREK
Sigara içen, alkol kullanan, sürekli kirli hava soluyan ya da klimatize kapalı ortamlarda çalışan bir kişinin, hijyen ve yaşamkoşulları iyileşmediği sürece tek başına tedavi görmesi yeterli olmuyor. Sinüzit tedavisinde ilk seçeneğin antibiyotik olduğu belirtiliyor. Bu noktada tedaviye ara vermemek ve yarım bırakmamak büyük önem taşıyor. Aksi halde yeterli yarar sağlanamayacağına dikkat çekiliyor. Hastanın şikâyetlerinin uzun süreli ilaç tedavileri ile geçmemesi, baş ağrılarının yaşamını olumsuz etkilemesi durumunda sinüzit ameliyatlarının tedavide bir seçenek olarak düşünülmesi gerekiyor.

SİNÜZİTİNİZİN VARLIĞINI TEST EDİN

Aşağıdakilerden 10 gün ve daha uzun sürenler için, “EVET” tercihini seçin.

Sonuç: 3 veya daha fazla EVET yanıtı, sizde alerji olduğunu veya mikroorganizmalara bağlı bir sinüzit olabileceğini gösterir. Bir kulak burun boğaz uzmanına başvurmanızda fayda var.Kaynak.http://www.7gunsaglik.com

Diş Çıkarma Ürünleri Ve Çözümleri

Diş çıkaran bebeğinize yardımcı olabilirsiniz. Güvenli bir şekilde çiğneme ve emmesini sağlayabilirsiniz.

Bu süreçteki rahatsızlığını hafifletmek mümkün. Halka, diş kaşıyıcıları, oyuncaklar gibi şeyleri inceleyelim. Dişlikler toksik olmayan maddelerden yapılan diş çıkarma sürecinde kaşıntı ve rahatsızlığı gideren bir kurtarıcıdır. Farklı boyut ve şekillerde diş kaşıma halkaları da diğer bir seçeneğiniz. Kauçuktan imal edilen bu ürünlerin güvenilir olduğundan emin olup alın.

Sürekli bulaşık makinesinde yüksek sıcaklıkta yıkayın. Bebeğinizin boynuna bir bez ya da askı gibi bir iple diş kaşıyıcıları asmayın. Bu çok risklidir boğulabilir. Sizin gözetiminizde dişlerini kaşısın. Diş çıkarma döneminde bebekler beslenme karşıtıdır. Hassas olan diş etleri sürekli kanar.

Rahatsızlığı rahatlatan bir öneri buzla hassas yerleri ovmaktır. Soğuk sıvı gıdalar verin ve hemen sonra besleyin. Tuzlu ve baharatlı ürünler vermeyin. Elma ya da şeftali püresi ve yoğurdu soğuk olarak yavaşça yedirin. Doktorunuzun tavsiyesi olan bir ağrı giderici ile diş çıkarma dönemi sorunsuz atlatılabilir..Kaynak.http://www.7gunsaglik.com

Parlak ve Beyaz Dişler İçin İpuçları

İnci gibi bembeyaz bir gülümseme için diş parlatma ve beyazlatma ipuçları ister misiniz?

Soluk gri veya sarı renkli dişlerden sıkıldınız. Hastalıklar, kullanılan maddeler, yiyecekler ve genetik nedenleri olabilen diş solukluğunda en büyük etken yediklerimiz. Evde kendi başınıza uygulayabileceğiniz diş beyazlatma bantlarını bir deneyin. Bu kitler, yüzeysel lekeleri temizler. Diş macunu etkili şeritlerdir ve diş yüzeyine yapıştırarak uygulanır.

Sararan dişleri aydınlatan bu tip ürünler eczaneden bulunabilir. Beyazlatıcı yoğun etkili diş macunlarını tercih edin. Nane ferahlığı veren komple bakım yapan türlerini seçin. Dişlerin doğal rengini değiştirmeyen kimyasal içermeyen doğal ürünleri alın. Diş fırçasını nazik kullanın. Kereviz, elma, armut, havuç gibi bazı gıdalar tükürük seviyesini artırır ve dişler üzerinde yemek artıklarını temizler.

Diş rengini bozan ve artık yapan yiyeceklere dikkat. Şekersiz sakız da çiğneyebilirsiniz. Diş çürüklerini nötralize eder tükürük salgılarsınız ve dişler temizlenir. Çok sık diş beyazlatma işlemi yaptırmayın veya yapmayın. Üst üste bunun yapılması dişlerde kalıcı mavileşmeye neden olabilir. Diş eti iltihabı ve çürükleri tedavi ettirin. Kafein ve sigaradan ve alkolden uzak durun. Günlük diş bakımını unutmayın. İp ve fırça kullanın.
Kaynak.7gunsaglik

Dişleri Doğal Yoldan Beyazlatan Besinler

Çilek. Bu yaz meyvesindeki malik asit diş yüzeyini doğal yoldan beyazlatır. Diş lekelerini sararmasını önler ve giderir.

Badem ve ceviz. Plak oluşumunu önler ve diş yüzeyinde lekelenmeleri giderir. Sağlıklı yağlar, protein içerir inci gibi dişleriniz olur.
Soğan. Ağız kokusu yapsa da ağız ve diş sağlığı için çok önemlidir. Renklenmeleri önler ve giderir.
Elma. Yeşil elma diş dostudur. Diş etlerini güçlendirir çürüğü önler ve rengi açar.

Kabartma tozu veya karbonat diş macununda bu sebeple kullanılır diş rengini açar.
Havuç dişleri temizler ağzı ferahlatır dişleri beyazlatır.
Brokoli. Öğle yemeğinde çiğ veya haşlama brokoli hem sağlıklıdır hem diş dostudur. Doğal bir diş fırçası ve macunu gibidir.
Peynir. Nefesi kokutsa da diş dostudur. Portakal, su, armut, süt ve yoğurt da dişleri beyazlatır.
Kaynak.7gunsaglik

Ağız Yarası (Aft) Nedenleri ve Tedavi Yolu

Dönem dönem herkesin yaşadığı ağız yaralarına verilen isimdir aft. Hastanın yemek yemesine, su içmesine, hatta bazı ciddi vakalarda tükürüğünü kontrol etmesine dahi engel olabilen bu sağlık sorunu farklı nedenlerden dolayı ortaya çıkabilir. Sert ve keskin köşeleri olan yiyeceklerin yenmesi esnasında ağız içinde oluşan tahrişlerin enfeksiyon kapması ile ortaya çıkan bu tür ağız sorunları bazı durumlarda vitamin eksikliği ve bağışıklık sisteminin zayıflaması nedeni ile oluşabilmektedir. Stres ve vücutta ilerleyen farklı sağlık sorunları da aft oluşumunu tetikleyen etkenler arasındadır.
Aft oluşumlarının kısa süre içinde iyileşmesini beklemek hata olur. Ağız yapısının nemli ve sıcak oluşu, aft oluşumunu tetikleyen etkenin canlı kalmasına da zemin hazırlamaktadır. Bu yüzden aft tedavilerinde ağız içinin dezenfektasyonu önemlidir. Tedavi sürecinde ağzı tuzlu su ile gargara yapmak ya da karbonatlı su ile gün içinde çalkalamak aftların tedavisinde etkili rol oynamaktadır. Ortalama 10 gün süren aft yaralarının tedavisinde hastanın konforunu sağlamak adına uyuşturucu jel ya da kremler kullanılabilir.
Kaynak.7gunsaglik

Diş Bakımı ve Temizliği Nasıl Yapılmalıdır?

Diş çürüğü bulaşıcı olup ebeveynlerden çocuklarına bulaşabilmektedir. Ağız bakımı ve diş sağlığı bebeklikte dişlerin çıkmasından itibaren başlanmalı ve yaşam boyu devam etmelidir.
Iki buçuk yaşına gelene kadar bir çocuğun ağız ve diş bakımından anne ve babası sorumludur. Bebeğin ilk dişleri çıktığında anne işaret parmağına sardığı ıslatılmış temiz bir gazlı bez veya tülbent yardımı ile bebeğinin dişlerini temizlemelidir. Her beslenme ardından bir miktar su verilerek ağız temizliği sağlanmalıdır.
Çocuğun diş sayısı arttığında dişler, diş fırçası ile temizlenmeye başlanmalıdır. Iki buçuk yaşından sonra çocuk dişlerini fırçalamayı teşvik edilmeli, anne ve babada bu konuda çocuklarına örnek olmalıdırlar.

Iyi bir ağız ve diş sağlığı için;
Dişler günde en az iki kez florlu diş macunu yardımı ile fırçalamalı, çocuklar da buna teşvik edilmelidir. Sadece dişleri fırçalamak yeterli değildir. Ağız ve diş temizliği için diş iplerinin rolü de çok önemli ve etkilidir. En az 6 ayda 1 kez, bir diş hekimine gidilerek muayene olunmalıdır. Düzenli bir beslenme alışkanlığı edinmeniz ve günde 5 öğün den fazla yemek yememeniz son derece önemlidir
Kaynak.7gunsaglik

Diş Sağlığı Ve Ağız Kokusu

Tıbbi adı halitozis olan kötü nefes kokusu yani ağız kokusu kötü diş sağlığı ile ilgilidir. Önemli bir sağlık sorununun belirtisi de olabilir.

Sağlıksız beslenme ve yaşam tarzı alışkanlıkları nedeni olabilir. Gıdalar ağızdan vücuda girer ve ilk olarak ağızda sindirilmeye başlar. Dişlerin rolü burada büyüktür. Besin artıkları dişler arasında birikir ve temizlenmezse çürük, bakteri plak oluşumu ve nefes kokusu yapar. Sarımsak soğan gibi güçlü kokan besinlerden sonra özellikle dişler fırçalanmalı, gargara ve diş ipi kullanılmalıdır. Aksi halde bakteriler ağızda kalarak sonradan kötü kokuya sebep olur. Sigara, alkol ve kafein tüketimi de dişleri sarartır ve ağız kokusu yapar. Diş eti hastalıklarının da belirtisi ağız kokusu olabilir.

Tedavi edilmezse diş eti ve çene kemiğine zarar verebilir. Kötü diş aletleri, ağız mantarı ve diş çürükleri diğer sebepleridir. Ağız kuruluğu ve az su içmek de ağız kokusu yapar. İlaç kullanımı, tükürük bezi sorunları, sık nefes almak, ağızdan nefes alıp vermek, pnömoni, bronşit, sinüs enfeksiyonu, burun akıntısı, diyabet, reflü, karaciğer ve böbrek sorunları diğer nedenleridir. Ağız ve diş temizliğine önem verin. Düzenli diş kontrollerine gidin. Bol su için, tütün ve kafeinden uzak durun. İlaçlara dikkat edin, şekeri kesin ve diş sorunlarını tedavi ettirin.
Kaynak.7gunsaglik

Hamilelere Özel Diş Bakımı Önerileri

Ağız ve diş sağlığı gebelik döneminde çok daha mühimdir. Gebelikte dişlere nasıl bakılmalı?

Bebeklerde diş gelişimi, anne karnında  başladığı  için  ve de hamilelik  sırasında bazı  ağız ve diş sağlığı sorunları  daha sık  görüldüğü için, mutlu bir hamilelik geçirmeniz  için bu dönemde karşılaşabileceğiz sorunlar ve çözümlerini sizlerle paylaşmak istedik. Ve  Diş hekimi Pınar Çağlar Kaya’ya bazı sorular yönelttik.

Hamilelikte  ağız ve diş sorunları niçin çoğalır?

Hamile kaldığımız dönemde; ister istemez iştahımız artar, aş-ermelerimiz olabilir, abur cubur ve tatlı tüketimi de artabilir. Ayrıca  ilk aylarda yaşanan bulantı ve kusma ile mide asidi, dişler üzerinde olumsuz etkiye neden olur. Bu dönemde artan östrojen ve progesteron hormon seviyeleri özellikle diş etlerinde, şişmeye, kanamaya meyil yaratabilir. Diş etlerinde kanama ve hassasiyet var diye fırçalamak dan kaçınmak yapılan en büyük hatadır, sorunların daha da artmasına neden olur. Planlı olmayan gebelik de,  var olan diş sorunları, tüm bu saydığım dezavantajlar nedeni ile hamilelik dönemi işlerin daha da zorlaşmasına neden olabilir.

Hamilelik dönemimde  diş kaybeder miyim?

“Her doğumda diş kaybedilir’’düşüncesi doğru değildir.Yani bebeğiniz kendisi için gereken kalsiyumu sizin dişlerinizden alarak ,annenin dişlerinin çabuk çürümesine neden olmaz .Bu düşünce yanlıştır. Annenin dişlerinden kalsiyum çözünmesi olmamaktadır, böyle bir bilimsel kanıt ve delil yoktur.Annenin kemiklerinin sağlıklı olması ve bebeğinin ihtiyacı olan kalsiyum miktarını sağlayabilmesi için günlük diyetinin 1200-1500 mg kalsiyum içermesi gerekir.Özellikle kalsiyumdan zengin süt ve süt ürünleri ,yeşil yapraklı sebzelerden zengin diyetle beslenmek önemlidir.Diyetinde yeterli kalsiyum olmayan annenin bebeği için gerekli kalsiyum annenin kemiklerinden karşılanır ,dişlerinden değil.

Bu dönemde iyi beslenerek  ağız ve diş sağlığımı koruyabilir miyim?

Sağlıklı beslenmeye özen gösterilip,düzenli ağız bakımı yapılır,şekerli, tatlı ve asitli yani ;çürük yapıcı gıdalardan uzak durulursa yada az miktarda tüketilirse hamilelik dönemleri de diğer dönemler gibi gayet sağlıklı ve normal geçirilebilir.Hamilelik dönemin de ilaç kullanımının kısıtlı olması nedeni ile ,emzirme dönemi de dahil uzun bir süre bebeğimiz ve kendimizle meşgul olacağımız için sağlığımıza daha da dikkat etmemiz gerekir.

Bebeğimizin diş gelişimi hamileliğin 5. ve 6. haftalarında başlar.Bu dönemi sağlıklı atlatabilmemiz için dengeli beslenme ve ağız bakımı önemlidir.

Bebeğimizin diş gelişimi hamileliğin 5. ve 6. haftalarında başlar.Bu dönemi sağlıklı atlatabilmemiz için dengeli beslenme ve ağız bakımı önemlidir.

Hamilelik dönemi boyunca

·        Asitli ve yapışkan şekerli ,karamelli yiyeceklerden özellikle de yemek aralarında abur cubur şeklinde yeme alışkanlığından kaçınılmalıdır. (Bu tür gıdaları canımız çekdiğinde az miktar da tüketmek ve sonrasında fırçalamak,fırçalama imkanı yok ise suyla çalkalamak yada en azından su içerek ağızdaki şeker ve asit konsantrasyonunu seyreltmeliyiz.

·        A,C,D vitaminleri ,fosfor ve kalsiyum dan zengin meyve, sebze , süt ve süt ürünleri,et ,balık,yumurta gibi proteinden zengin yiyecekler diyet de gereken miktarda olmalıdır.

Bebeğimizin diş gelişiminin anne karnında başladığı düşünülürse hem kendi sağlığımız hem de bebeğin sağlığı ve diş gelişimi için dengeli beslenmenin önemi daha da iyi anlaşılır.

Diş sağlığı için A vitamini ,protein (et,süt, yumurta, meyve ve sebzeler) C vitamini(çilek ,narenciye ,domates) kalsiyum ( süt ve süt ürünleri yeşil yapraklı sebzeler)ve D vitamini(et ,balık ,süt ,yumurta) diyetimizde yeterince olmalıdır.Hamilelik boyunca gereksiz ilaç kullanımından kaçınılmalıdır.Böyle olunca da ilaç kullanımına gerek kalmayacak önlemleri almak, bu dönem hakkında bilgili ve donanımlı olmak en mantıklı olanıdır.Hasta olup tedavi olmak yerine hastalık dan korunmaya çalışmalıyız .Bebeğimize rehber olacağımız düşünülürse bu konular da gerekli bilgilerin edinilmesinin önemi daha da anlaşılır.

Diş çürükleri ve diş eti hastalıkları erken doğum riskini arttırır mı?

Şimdiye kadar hormonların, çürük yapıcı gıdalardan zengin diyetin ve yetersiz ağız hijyeninin hamilelik döneminde; diş eti hastalıkları ve çürüğe neden olabileceğine değindik.

Bu durum bizim hamilelik dönemi boyunca;

·        diş ağrısı çekmemize,

·        diş eti kanaması ve ağız kokusu gibi problemler yaşamamıza,

·        diş problemleri nedeni ile  beslenmenin önemli olduğu bu dönem de, sağlıklı ve dengeli beslenmemize engel olur.


Literatür de ayrıca Agresif periodontal hastalığı (hızlı ilerleyen diş eti iltihabı) olanlar da erken doğum (37 haftadan az ) ve düşük doğum ağırlığı (2,5 kg'dan az) görülme riskinin 7 kat fazla olduğu belirtilmektedir.

Burada erken doğumun, sebep olabileceği durumları da hatırlatmak da yarar var.

Erken doğan bebekler, düşük doğum ağırlığı ve buna bağlı;  nörolojik gelişim bozukluğu, astım, solunum enfeksiyonları, kulak enfeksiyonları, öğrenme zorluğu gibi bir çok istenmeyen problemlere yatkın olabilirler.

Tüm anne adaylarının, sorunsuz bir hamilelik  sonrası, sağlıkla bebeğini kucaklamasını diliyorum.

Hamileikte  diş  tedavileri  diş  anestezisi,  hamileyken kullanılan   antibiotikler  bebeğin  diş  sağlığını  nasıl  etkiler gibi soruların cevabını da  “Hamilelikte Diş Sağlığı 2”adlı  yazımızda  yer  vereceğiz
Kaynak.7gunsaglik

Dişlerinizi Fırçalayın Ve Kalbinizi Koruyun

Yeni bir çalışmaya göre, sağlıklı diş etlerine sahip kişilerin kalbi daha az hastalanıyor.

Diş ve diş etleri sağlığı, arterlerde yani kalp damarlarında plak birikimini yavaşlatıyor. Yani kalp damarları daha az tıkanma riski taşıyor. Bu daralma kalp krizi, felç, inme ve ölümle de sonuçlanabiliyor. Bu tıkanmayı önlemenin yollarından biri de dişleri fırçalamak. 420 yetişkin bu çalışmada 3 yıl boyunca izlenmiştir. Diş eti sağlığı ve enfeksiyon kapma durumları incelenmiştir.

Ağız bakterileri ne kadar azsa, boyun ve kalp damarlarındaki tıkanma da o derece azalır. Bu sonuçlar Columbia Üniversitesi epidemiyoloji profesörü ve çalışanları ile yürütülmüştür. Bakteri riski yükselen kişilerde kalp tıkanıklığı sıkça görülür. Kalp hastalarının rutin muayenelerine gitmesi önem taşırken düzenli dişçi kontrolü de herkes için gereklidir.Kaynak.http://www.7gunsaglik.com

Dişleri Beyazlatmaya Yarayan 11 Besin

1. Kereviz. Yemek yerken çiğneme sırasında diş boşlukları arasında oluşan bakterileri tükürük üreterek önler.

Aşındırıcı gıdaların etkisini azaltır ve diş etleri üzerine doğal masaj etkisi bırakır. Çiğ veya haşlanmış kereviz tüketilebilir.

2. Çilek. Diş beyazlatıcı enzimleri içerir. Böğürtlen ve çileği parmaklarınızla dişlere ve diş etlerine sürün. Durulayın ve diş ipiyle temizliği tamamlayın.

3. Susam. Diş minesinde temizlik yapar, kemik ve dişleri koruyan kalsiyumu içerir. Buharda pişirip salatalarda kullanabilirsiniz.

4. Peynir. Kalsiyum ve fosfat içeriğiyle ağızdaki pH dengesini sağlar. Bakterileri önler, diş minesini korur, çürükleri önler, diş eti sorunlarını önler.

5. Yeşil çay. Ağızdaki bakterileri öldürür, şekerli besinleri yiyince oluşan bakteri ve plakları temizler. Kötü nefesi engeller, günde birkaç bardak içilebilir.

6. Kivi. C vitamini içerir, diş etleri için kolajen sağlar. Bakterilerden arındırır.

7. Soğan. Güçlü antibakteriyel kükürt bileşimini içerir. Bakterileri öldürür, nefesi temizler.

8. Maydanoz. Yemeklerden sonra nane veya maydanoz çiğnemek nefesin kokusunu giderir. Yemeklerde garnitür ve salatalarda kullanılabilir.

9. Mantar. Şeker ve plak ile bakteri oluşumunu önler. Haşlanmış mantarı çorbalarda tüketin.

10. Wasabi. Japon turpu çeşidi. Yine ağız boşluğundaki yabancı maddeleri temizler.

11. Su. Diş etlerini korur tükürük salgılatır. Ağzımızı suyla durulamak ağız kokusunu giderir. Diş etlerinin nemini korur.Kaynak.http://www.7gunsaglik.com

Diş İmplantları Nedir, Nasıl Uygulanır?

Diş kaybı ya da bir tür bozulma sonucu diş yerine geçen maddelerle dişler implant edilerek desteklenir.

Diş çürüğü, diş eti iltihabı ya da yaralanma görülebilir. Diş kökleri yerine çivilenerek oturtulur. Doğal diş maddesinden yapılır ve diş tacına oturtulur. Gelişmiş bir ağız ve diş görünümü sağlar. Kemikle kaynaşır kalıcılaşır kendi dişi gibi görünür. Konuşmanızı düzeltir. Ağız içinde sözler kaybolmadan mırıl mırıl sesler gelmeden rahat konuşursunuz. Sizin parçanız haline gelir ve konforu hissedersiniz.

Proteze göre kolay çiğneme yutma ve yemek için birebirdir. Benlik saygınız gelişir estetiğiniz mükemmeldir. Uzun süreli oral sağlığınız gelişir ağız sağlığınız tavan yapar. Uzun yıllar dayanıklıdır. Çıkarılabilir ve kaldırılabilir yani kullanımı kolaydır. %98 oranında başarı sergileyen diş implantları uzman diş hekimi tarafından uygulanır.

Sağlıklı diş ve diş etleri incelenip buna karar verilir. Düzenli diş hekimi ziyaretleri gerekir önce ağız temizliği ve sağlığı sağlanır. Genelde sigorta kapsamında değildir, estetik ve harici tedavilere girer. Size uygun en iyi implant, eğitimli ve deneyimli profesyonellerden oluşan bir ekip tarafından hazırlanır. İyileşme süreci 6-12 haftadır. Titanyum ve zirkonyum maddeleri kullanılır. Çene ve diş tacı ile kemik kısımları dikkatlice geçirilerek son görünüm verilir.
Kaynak.7gunsaglik

Diş ve Nefes İçin Nelerden Kaçınmalıyız?

Dişlerinizi fırçalayın diş ipi kullanın ve bakımını yapın. Parlak ve beyaz dişler ve güzel kokan ferah bir nefes için çiğnediğiniz yediğiniz şeyleri de düşünün.

Bazı gıdalar dişleri ve ağız kokusunu bozar. Koyu renkli sıvı içecekler kahve, kola, çay ve şarap gibi, dişlerde lekelenme yapar. Dentin iç tabakasının rengini bozar mineye işler. Özellikle kahve dişlere zarar verir nefesi bayat bir kahve kötü kokutur. Dil ile mide alt suyu geçişi sağlanır. Mide asitleri nötrleşir ve yukarı gelen gıdalar sindirilemediğinden ağızda kokusu kalır.

Uzun vadede görülür kahveyi dengeli için. Soğan ve sarımsak, gözleri yaşartan bu gıdalar propenil sülfenik asit içerir ve nefesi de kötü kokutur. Haşhaş, çilek, susam gibi tohumlu gıdalar diş içine arasına kaçar. Onları çıkarması zordur çoğu zaman orada yerleşir. Bu da hasara ve kokuya sebeptir. Mısır da aynı şekildedir. Kırmızı et de dişlerin arasında kaçar. Sert bir koku bırakabilir.
Kaynak.7gunsaglik

Diş Çürükleri İle Mücadelede Şekerin Zararı

Dünya sağlık örgütünün haberine göre monosakkaritler ve disakkaritler ile alınan doğal şeker diş çürüklerinde olumsuz etkiye sahip.

Şurup meyve suları gibi besinlerde şeker bulunuyor.şeker tüketimi diş çürüğünün önde gelen nedenlerinden biri. Bakteriler diş minesinin minerallerini alıyor plaket salgılayan asitleri üretiyor. Bakteri enfeksiyonu ve asitler şiddetli diş ağrısı apse çürük ve diş düşmesine nedendir. Florür içeren macun ve ürünler kullanmanıza rağmen şeker etkisini gösterir.

Çocuklarda durum daha hassastır ve kolay çürük oluşur. Günde 25 gr da sınırlı kalmak toplam besinin %5ini şekerle almak gerekir. Çocuklarda şekerleme tatlı meyve suyu şerbet dondurma gibi gıdaları alıştırmamak gerek. İleride daha sağlıklı olacak diş sorunları riskini azaltacaktır. Şeker tüketimi ayrıca obezite diyabet gibi hastalıkların da sebebidir. Şekerli içecek ve gıdaların tüketilmesi anlatılmalı ve azaltılmalıdır.
Kaynak.7gunsaglik

Diş Boşlukları İle Boyun Kanseri İlişkisi

Dişlerinde çürükler olup bu nedenle dişini kaybeden diş boşlukları olan kişilerde baş ve boyun kanseri riski azalıyor.

Diş boşlukları kavite de denilen bu boşluklar laktik asit bakterileri üretiyor ve bu bakteriler kansere karşı koruyor. Diş çürükleri periodontal hastalık ile birlikte kötü ağız sağlığının bir işareti olarak kabul edilmiştir. Bu hastalarda baş ve boyun kanseri riski gözlemlenince ilginç bulgulara rastlanmıştır.

New York’ta bir üniversitede yapılan çalışmalara göre diş boşlukları kansere karşı koruyucu. Sağlıklı bir diyetin yanında diş ipi ve diş fırçalama alışkanlığı da gerekli. Ağız hijyeninin antimikrobik maddelerle korunması önemli. Araştırmaya katılanlara göre, yaş, cinsiyet, medeni durum, sigara ve alkol kullanımı gibi faktörler de bu riski %32 oranında etkiliyor.

Yoğurt üretiminde kullanılan birkaç bakteri türü, diş boşlukları tarafından üretilmekte ve bu asitler sayesinde baş-boyun kanser riski azalmaktadır. Bu bakteriler sindirimde de önemli role sahiptir. Bağışıklık, kronik iltihaplı hastalıklar, alerji, obezite ve kansere karşı riski azaltmaktadır.

Diş çürükleri, diş hasarı ve diş kaybıyla ilgili araştırmalara sürmektedir. Bu boşlukların ağız kanseri üzerindeki etkileri bilim adamları tarafından incelenmekte ve umut ışığı olmaktadır.Kaynak.http://www.7gunsaglik.com

Kötü Ağız Kokusu Yapan Besinler

Alkol ve enerji içecekleri nefesinize hakim olabilir. Kahve, kafein, alkol ve enerji içecekleri susuzluğa yol açar ağzı kurutur nefesi etkiler.

Tükürük düzeylerini azaltır, bu nedenle az içmeliyiz. İçimin ardından ağız iyice çalkalanmalı. Asitli içecekler dişleri bozar sık içilirse ağızda sorunlara ve kokmaya nedendir.

Süt, peynir gibi süt ürünleri bekletilirse tüketilmemelidir çünkü kokacağı için ağzı da kokutur. Süt içerken ağızda oyalamadan direkt için. Laktoz intoleransı olanlar için de süt kötü bir fikirdir. Probiyotikler genel olarak gereklidir. Vücuda sağlıklı bakterilerin girmesi gerekir. Yoğurt tüketilebilir.

Şekerleme, aşırı yemeyin çünkü dişleri çürütür ağız kokusu sebebidir. Ağzımıza bakteri dolu sülfür bileşikleri yerleştirmiş oluruz. Su ile çalkalayın dişlerinizi fırçalayın ve şekerden sonra dilinizden iyice kazıyın.



Kırmızı et ise protein içerdiği halde ağızda kalıntılar bırakır. Bu da pis bir koku üretir. Balık ve tavukta bu risk yoktur. Sakız çiğnemek kurtuluşunuz olabilir.
Kaynak.7gunsaglik

Koşmak, Ağız Sağlığını Olumsuz mu Etkiler?

Koşucuların sağlık riskleri olur mu demeyin. Araştırmalara göre diş erozyonu diş ve ağız tahribatı koşucularda görülüyor.

Özellikle yoğun sporcular maraton ve olimpiyatçı sporcular yüksek oranda risk altında. Spor ve enerji içecekleri barlar jeller ile yüksek karbonhidrat tüketimi dişleri bozuyor. Ağız pH değeri bozuluyor. Ağız yoluyla nefes alırlar ve ağız kurur dişler çürür tükürük seviyesi azalır.

Ağız ve diş sağlığı olumsuz etkilenir. Bisiklet, koşma, yüzme gibi karma sporlar ise oranı artırır. Spor içecekleri gibi takviyeler daha da bozuyor. Genç yaşta dişler çürüyor eriyor bozuluyor. Spordan önce pH değeri normal asidik seviyelerinde iken sporcuların bu değerleri düşer. Beslenme düzeni ve alışkanlıklar ile spor düzeni değiştirilebilir.
Kaynak.7gunsaglik

Hassas Diş Problemi Nedenleri ve Çareleri

Çok fazla gargara kullanmak dişleri hassaslaştırır. Hassas dişleri daha kötü hale getiren gargara sık kullanılmamalıdır.

Çok sayıda asit içerirler. Nötr dengede florür içeren diş bakım ürünleri kullanın ve dişçiye düzenli olarak gidin.

Asitli yiyecekler yemek de dişleri hassaslaştırır. Domates, narenciye meyve ve suları ve asidik değeri yüksek gıdaları az tüketin. Koruyucu tabaka dentin ve mine zarar görebilir. Peynir ve süt ile asit dengesini düzenleyin.

Diş beyazlatıcı ve bazı diş macunları. Parlak ve beyaz bir gülümsemenin bedeli dişlere ağır gelebilir. Dişlere duyarlı ürünler tercih edilmeli. İşlemlerle dişler beyazlatılmamalı.

Dişleri çok sert fırçalamak da diş yapısına zarar verir diş erozyonu olur. Etler çekilir diş kökleri açığa çıkar. Diş minesi yıpranır sararma görülür.

Kısa vadede diş hassasiyetine bazı diş yapım işlemleri de neden olur. Restorasyon çalışmaları köprü dolgu zarar verebilir.

Diş taşı ve kenetlenmesi, diş çürükleri, sıcak soğuk etkisi, temizlik eksikliği ve ağız sağlığı da bunları etkiler.
Kaynak.7gunsaglik